06.06.2017
Yönetmen Koltuğu: Ken Loach
1) Kes – 1969
Loach’ın bu ikinci filmi, ona zirveyi kariyerinin başında tattırıyor. Çevresi tarafından pek kabul görmeyen, dışlanan Billy, ne annesi, kardeşi ne de arkadaşları içerisinde bağlanacağı kimseyi bulamayınca kendine doğadan bir yol arkadaş buluyor. Vahşi bir hayvan olan yavru doğanı yuvasından çalarak -Billy’in tüm eğitim boyunca onu tutsak alarak, eziyet çektirdiğini düşünenlerden olduğumu eklemek isterim. Zira hiçbir hayvan eğitimini onaylamıyorum- eğitmeye başlıyor. Bu uğurda hiç yapmayacağı bir şeyi yaparak kitap bile okuyan ve başladığı işte başarıya ulaşan Billy, bugüne kadar görmediği kabulü, saygıyı yavaş yavaş çevresinden görmez mi? Ne var ki çevresi mayın ile döşeli bir yerleşim yerinde yaşayan Billy, okul, ev gibi tehlikelerle dolu yerde yenilgiyi tatmakta geç kalmıyor şüphesiz. Ama sonunda Billy, iyice çocuk olmaktan çıkarak yaşadığı yerin kurallarını uygulamaya başlayan biri olacaktır. Evet, yine bir büyüme hikâyesi var karşımızda. Hem de en sertlerinden.
Okul sahnelerinin bana hep Hababam Sınıfı’nı hatta beden eğitimi öğretmeninin de Şener Şen’i hatırlattığı filmin, en iyi toplumsal gerçekçi filmlerden biri olduğunu inkâr edebilecek olan yok sanırım değil mi? Alt sınıflarda çocukların nasıl büyüdüğünü anlamak için inanılmaz gerçekçi, yalın bir film olan Kes, mutlaka ve mutlaka izlenmeli.
