15.06.2017
Yönetmen Koltuğu: Roy Andersson
1) En duva satt på en gren och funderade på tillvaron (İnsanları Seyreden Güvercin) – 2014
Roy Andersson’un bana kalırsa tartışmasız başyapıtıdır bu şimdilik son gözbebeği. Andersson usta, Yaşayanlar Üçlemesi’nin son ayağı olan bu filmde, adeta diğer iki filminde ulaştığı çıtanın sınırlarını zorlamaktadır. Üç kısa epizotla söze başlayan yönetmenimiz, sinemaseverlerin hafızasından çıkmayacak üç ölümle bizleri buluşturur. Acı olduğu kadar huzurlu, hüzünlü olduğu kadar mizahi yanı da olan ölümlerdir bunlar. Tıpkı hayatın kendisi gibi, tıpkı Andersson filmlerinin ana fikri gibi; hüzünlü ama komik de.
Üçlemenin diğer iki filminde olduğu gibi başı sonu belli olan bir hikâye değil parçalı, daldan dala atlayan, rastgele hayatlar karşılıyor yine bizleri. Yalnız bu filmde insanları mutlu etmek adına komiklik malzemeleri satıcısı iki adam ve onların hayatları tüm filme zemin oluşturarak filmin belkemiği görevini görmektedir. Hem komiklik malzemesi satıp hem de dünyanın en hüzünlü adamları olarak görülebilecek bu çift, oldukça ustalıkla çizilmiş karakterler kesinlikle. Bu adamların hissettikleri ile yapmaya çalıştıkları arasındaki zıtlık, filmdeki ölümü tercih edenler ile yaşama sıkı sıkı tutunanlar arasında da karşımıza çıkar. Zira elinde silahı ile intiharını gerçekleştirecek adam ile kumsalda aşık olduğu kişi ile sevişen çift arasındaki tezatlık müthiş bir kontrast yaratmaz da ne yapar?
Zaman ve mekân algısının ciddi anlamda alaşağı edildiği filmde zaten lineer akmayan hikâyede tam olarak bir bozgun yaşanır. 1700’lü yılların Poltava Savaşı ile günümüz hayatı aynı sahne içerisinde buluşurken, 1940’lı yıllardaki sahnedeki mekân ile günümüzdeki sahnenin mekânı arasında Andersson’un yaptığı tek değişiklik, mıh gibi duran kamerasını birazcık geriye çekmek olur sadece. Andersson, zaman ve mekân konusundaki muğlâklığını, bembeyaza boyattırdığı yüzlerle ırk üzerinden de sabitleştirir. Her insan pudralanmış bembeyaz yüzlerle tek bir kategoriye sokulur; insan. Sadece insan… Hatta sadece hayvan… Tüm filme sirayet eden The Battle Hymn of the Republic parçasının eşlik ettiği bu filmi, Andersson’un istediği gibi tam da güvercinin konduğu daldaki bakış açısıyla izleriz.
