28.02.2017

Yönetmen Koltuğu: Susanne Bier

1) Efter Brylluppet (Düğünden Sonra) – 2006

Danimarka’nın o yıl Oscar’da adaylık almasını sağlayan Efter Brylluppet, Bier’ın en iyi filmi mi bilemem ama seyirciyi en çok etkileyen, gözyaşlarına boğan filmi olduğuna kimsenin itirazı olmaz sanırım. Zira oldukça klişe diyebileceğimiz noktalarıyla karşımızda duran hikâye, oyunculuklar (Mads Mikkelsen ve Rolf Lassgård), çekim açıları (hareketli kamera ve karakterlerin yüzlerine, özellikle de gözlerine yapılan yakım çekim), kurgusu (birçok karakterin hikâyesinin başarılı bir şekilde birbirleri ile bütünleşmeleri) ve elbette başarılı yönetimiyle seyirciyi tam anlamıyla kendine bağlıyor.

Hindistan’da bir yetimhanede kendini öğrencilerine adamış bir öğretmen olan Jacob, yüklü bir bağış yapmak isteyen fakat ayaklarına gelme şartı artı koyan şirket ile görüşmek amacıyla kendisinin de memleketi olan Kopenhang’a gider. Burada akıl almaz tesadüfler, yürek burkan geçmiş, tahmin edilemez gerçekler, verilmesi zor kararlar gerçekleşmek için sıraya girerler. Biz seyircileri de merak, gözyaşı, şaşkınlık ve daha nice duygu sarıp sarmalar.

Bir an bile nefes almadan izlenilen ve birkaç yama yapılmış gibi duran sahne dışında asla tahmin edilemeyen senaryosuyla en başta Anders Thomas Jensen’i takdir etmek gerek. Yalnız böylesine etkileyici bir filme yakışmayan final sahnesi, filmin en büyük noksanı oluyor ne yazık ki. Yine bazı klişe söylemleri, sıkıntılı finalini, sonradan yama yapılmış hissi uyandıran kimi sahnelerini görmezden gelirsek Efter Brylluppet, son derece bağlayıcı bir film. Bazı sahnelerinin aklınıza mıh gibi çakılacağını iddia bile edebilirim.