14.05.2018

Yönetmen Koltuğu: Tayfun Pirselimoğlu

2)Saç – 2010

Pirselimoğlu, ölüm ve vicdan üçlemesinin son ayağında bu kez az da olsa rolü olan kadın temsilini biraz daha öne çıkardığı bir hikâye çıkarıyor karşımıza. Kanser hastası olan ve peruk dükkânı işleten Hamdi (Ayberk Pekcan) ile kocası tarafından aldatılan, şiddet gören Meryem (Nazan Kesal) ile tanışıyoruz bu kez. Meryem para için saçlarını satacak kadar çaresiz, Hamdi ise hayatının son günlerinde kendine bir amaç arayacak kadar boşluktadır. Meryem, Hamdi’nin bu arayışında bir etken olur. Her ne kadar hayata karşı umursamaz davransa da Hamdi’yi kocasından kurtuluşunda kullanabileceğini düşünmektedir. Kaybedecek bir şeyi olmayan Hamdi, Rıza’nın para için, Reşat’ın bir şeyler hissetmek için işledikleri cinayeti, Meryem’i kazanmak için işler.

Üçlemenin En Kusursuz Halkası

Pirselimoğlu, bu kez kamerasını İstanbul’un göbeğindeki Tarlabaşı’na ve yine Pus’taki gibi varoşlara kurar. Bu iki mekân arasında gidip gelen filmde ne İstanbul’un göbeğindeki Tarlabaşı’nda ne de varoşlarda bir hayat belirtisi okumak kolaydır. Hamdi’nin ölümü bekleyişi gibi bir durum her yere sirayet etmiştir. Meryem’in kocasının da bir ölü yıkayıcısı olmasının elbette bunda payı yadsınamaz. Canlı insanlardan elde edilip, cansız kafalara geçirilen peruklar ile musalla taşında yatan cesetler, Hamdi’nin beklediği ölümü, daha da hissedilir hale getirir.

Üçlemenin her ayağında bakan karakterler Saç’ta da Hamdi özelinde devam eder. Hamdi kimi zaman dükkânının penceresinden İstanbul’a ve insanlara kimi zaman da dükkânında peruk deneyen müşterilerine bakar. Ama en önemlisi tarif edilemez bir tutku beslediği Meryem’e ve bu tutkuya ulaşmada engel teşkil eden kocasına bakar. Kısacası Hamdi öyle ya da böyle hep bakmaktadır. Bir kapı camından, bir pencere camından, bir balkondan ya da bir dolmuşun arka koltuğundan… Müzik kullanımını tv sesi ve arada Hamdi’nin dinlediği Brezilya müziklerinden öteye götürmeyen Pirselimoğlu, puslu, iç karartıcı atmosferiyle seyirciye zor anlar yaşatan, sonu gelmez sorulara maruz bırakan muhteşem bir filme imza atmıştır. Üçlemenin bu son ayağı, aynı zamanda da üçlemenin en kusursuz işidir hiç kuşkusuz.