03.08.2016

Yönetmen Koltuğu: Yeşim Ustaoğlu

Pandora'nın Kutusu

1)Pandora’nın Kutusu – 2008

Ustaoğlu’nun filmografisinin bana kalırsa zirve noktası olan Pandora’nın Kutusu, bu başarısını sayısız ödülle de taçlandırmış bir yapım. Ustaoğlu, bu filmiyle ilk kez büyükşehrin içerisinde benliklerini yitirmiş orta sınıfın zavallılığına çevirir kamerasını. Adeta anlattığı hikâye ile ikiyüzlü aile yapısına sahip tüm insanlığın yüzüne tokat gibi iner Pandora’nın Kutusu. Nusret Hanım (Tsilla Chelton), yalnız başına Karadeniz’in bir köyünde yaşayan yaşlı bir kadındır. Çocuklarının hepsi büyük şehre yerleşmiş, kendi hayat kaygılarının içerisinde kaybolmuş, yalnızlaşmış bireyler olarak çizilir. Nusret Hanım, ne yazık ki alzheimer olmuştur. Bu nedenle ailenin diğer fertleri ‘’mecburen ve oldukça da gönülsüz’’ annelerinin yanına bir yolculuk yaparlar. Bu yolculuk ve sonrası, ailenin içerisindeki görmezden gelinen sorunları, aralarındaki iç hesaplaşmaları gün yüzüne çıkarır. Neyse ki bu iç hesaplaşmalardan kendini uzak tutmayı başaran torun Murat (Onur Ünsal) anneannesini yalnız bırakmaz. Orta sınıfın zavallı bireylerinin çıkarcı ilişkilerinden uzak olan Nusret Hanım ile Murat’ın birlikteliği izleyenlerin yüreklerinin ta en derinine dokunacak cinsten kesinlikle.

Ustaoğlu’nun senaryosunu da kendisinin yazdığı bu önemli eser, sonrasında çokça örnekleri yapılan bir araya gelen aile bireyleri arasında yaşanan çatırdama hikâyelerinin en iyilerinden.