31.08.2017

Zeki Demirkubuz Sineması

Kader

Kader (2006)

“Sonra, bak oğlum dedim kendi kendime. Yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi.”

‘İzlediğin en gerçekçi film hangisi?’ sorusuna benim düşünmeden vereceğim cevap hiç kuşkusuz yukarıdaki sözlerle son bulan Kader filmi olur. İlk izlediğimde şaşkınlık içerisinde geçen seyir zevkim sonrakilerde katlanarak devam etti. Hani denir ya ‘Her izlediğimde başka bir keyif alıyorum’ diye. İşte öyledir Kader. Varoşlarda yaşayan Bekir’in Uğur’a, Uğur’un Zagor’a olan aşkları uğruna kendilerini tüketmelerinin hikâyesini izleriz bu filmde. Âşık oldukları kişilere kendilerini karşılıksız olarak adar Bekir ile Uğur. Sonu, başı ne olacak önemli değildir onlar için. Çevresindekilere zarar verip vermemeleri bağlamaz ikisini de. Kaderlerini sonsuz bir kabulleniş vardır. İsyan etmez, sadece rüzgâra verirler kendilerini. Yakacağını bilseler de tıpkı pervaneler gibi ateşe atılırlar.