28.05.2018

Dünya Sinema Tarihinden 30 Unutulmaz An

En Şaşırtıcı

1) Usual Suspects

Öncesi: Bir soygun sonrası FBI beş şüpheliyi göz altına alır. İçeride birbiriyle tanışan zanlılar hapisten çıktıktan sonra ufak çaplı ancak maddi getirisi yüksek olan başarılı soygunlar yapmaya başlar. Bu sırada Kobayashi (Pete Poslethwaite) adlı bir avukat, Kayzer Soze’nin adamı olduğunu söyler ve onlara başarması çok zor bir iş verir. Yaşanan olaylardan sonra bu işi yapmaya mecbur olan gruptan tek sağ kurtulan bacağı sakat Verbal Kint (Kevin Spacey) olur.

O an: Filmin finalinde anlatıcı görevindeki Kint, Ajan Kujan (Chazz Palminteri) tarafından sorguya çekilir. Ajana olayları aynı bu şekilde anlatmıştır. Sorgu sonrasında Kint suçlu bulunmaksızın polis merkezinden çıkar. Ofisindeki panoya bakmakta olan ajan (ve aynı anda biz seyirciler) olayların aslını yavaş yavaş anlamaya başlarız.

Sonuç: Kint polis merkezinden çıktıktan sonra adımları düzelir. Son model bir arabaya biner ve uzaklaşır. Filmi izlemediyseniz bile belki şu sözü duymuşsunuzdur: “Şeytanın en büyük numarası, dünyayı var olmadığına inandırmasıdır.”

2) Shutter Island

Öncesi: Dedektif Teddy -Edward- Daniels (Leonardo DiCaprio) ve Chuck Aule (Mark Ruffalo), kaybolan bir kadın hakkında soruşturma yapmak için bir adada bulunan Ashecliffle akıl hastanesine gelir. Burada geçen zaman boyunca hastane sorumlusu Dr. Cawley (Ben Kingsley) ve diğer personellerin tuhaf hareketleri Teddy’yi iyice işkillendirir. Teddy adadaki gizemi çözmek için türlü zorluklar atlatarak çok büyük deneylerin yapıldığını varsaydığı deniz fenerine gider.

O an: Fenerde bekleyen Dr. Cawley, kendini hala Boston’da yaşayan bir dedektif olduğunu zanneden Teddy’ye gerçeği, yani iki yıldır hastanede ilaç tedavisi gören bir hasta olduğunu açıklar. Bu kurgu, onu iyileştirebilmek için son çaredir. Önce gerçeği kabul etmek istemeyen Teddy, ortağı sandığı Dr. Lester Sheehan geldiğinde durumu anlar ve suçunu kendine itiraf eder.

Sonuç: Filmin finalinde gerçek kimliğine dönen Teddy’nin Dr. Sheehan’la yaptığı konuşmada sorduğu soruyla yaptığı seçimi anlarız: “Hangisi daha kötü? Bir canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?”

3) Prestige

Öncesi: Alfred Borden (Christian Bale) ve Robert Angier (Hugh Jackman) bir zamanlar aynı şovun birer parçası olan birbirine rakip iki iyi sihirbazdır. İkili trajik bir kaza sonrası kendi ayrı şovlarını düzenlemeye başlar ve Borden, Angier’in anlamadığı bir numara geliştirir. Angier bu numarayı öğrenmek için hayatını adar ve düşmanını yeni bir numarayla kandırarak idama gönderir.

O an: Borden’ın idamından sonra mühendisi Fallon Angier’in yanına gider. Üzerindeki makyajı temizlediğinde onun Borden’ın ikiz kardeşi olduğunu anlarız. Fallon, Angier’in merak ettiği bu sırrı onu öldürmeden önce açıklar.

Sonuç: Filmin sürpriz finali her ne kadar tahmin edilebilir gibi görünse de pek de öyle değildir. Film boyunca bu sırrı saklayan ince detaylar final sahnesiyle beraber anlamlanır.

4) Fight Club

Öncesi: Filmde Edward Norton’un canlandırdığı ‘anlatıcı’ karakter ofis hayatının boşluğundan sıkılıp hayatına biraz gerçeklik katmak, bir şeyler hissedebilmek adına dayanışma gruplarının toplantılarına gitmeye başlar. Önce bu toplantılardan birinde tanıştığı Marla (Helena Bonham Carter)’a ilgi duymaya başlar, daha sonra kendininin zıt kutbu olarak gördüğü Tyler Durden (Brad Pitt)’le dost olur. İkili, Durden’ın fikrini benimser ve onlara yeni bir kimlik kazandıran dövüş kulübünü açar. Dövüş kulübü bir süre sonra, erkeklerin düzenli olarak birbiriyle dövüştüğü yer olmaktan çıkıp adeta bir terörist hücresine dönüşür. İşler çığrından çıktıktan sonra anlatıcı Norton, Tyler Durden’ı durdurmak için onu aramaya başlar.

O an: Norton, Durden’ı aradığı yerlerde aldığı cevaplar karşısında dehşete düşer ve kendinden emin olmak için bir otel odasında sevdiği kadın olan Marla’ya telefon eder. Bu sırada karşısında Durden belirir. O anda anlatıcı karakter ile Durden’ın aynı kişiler olduğunu, Norton’un şizofren olduğunu anlarız.

Sonuç: Filmin finalinde metaforik biçimde Norton kendini vurur ve Tyler’ı öldürür. Aslında Fight Club, sadece sürpriz sonlu olmasıyla değil anlattıkları ile de değerli, bizleri düşünmeye, soru sormaya iten bir film. Örneğin sizce de ‘sahip olduklarımız, sonunda bize sahip olmuyor mu?’

5) Crying Game

Öncesi: İngiliz ordusunda askerlik yapan Jody (Forest Whitaker), IRA tarafından kaçırılır. Fergus (Stephen Rea), Cumhuriyetçi İrlanda Ordusu’nda gönüllüdür ve Jody’nin sorumluluğunu alır. İki ordu arasında yaşanan gerilimler bir yana, bu iki düşman karakter arasında bu süreçte bir dostluk gelişir ve Fergus, Jody’ye eğer ölürse sevgilisini bulması konusunda söz verir.

Jody trajik biçimde öldüğünde Fergus sözünü tutar ve Jody’nin sevgilisi Dil (Jaye Davidson)’u bulur. İkili arasında karmaşık bir aşk ilişkisi gelişir.

O an: Fergus ve Dil, romantik bir akşamın sonunda birlikte olmaya karar verir. Yatağa geçip sevişmeye başlarlar. Dil kıyafetini çıkardığında Fergus onun çift cinsiyetli olduğunu anlar. Tuvalete gidip kusar. Dil’in ağzından şu cümleler dökülür: “Sorun değil Jimmy, buna katlanabilirim”.

Sonuç: Neil Jordan’a en iyi senaryo oscarı kazandıran film, hala eleştirmenlerce “sinema tarihinin en iyi saklanan sırlarından birini barındıran film” olarak ifade edilmektedir.