24.08.2022

Game of Thrones 07×03: The Queen’s Justice İncelemesi

*Yazı Bölüm Hakkında Spoiler İçermektedir.

Yaşar Anıl Cantepe

Sonunda serinin başından beri beklediğimiz kavuşma gerçekleşti bu bölümde. The Song of Ice and Fire ismine anlam kazandıran Daenerys Targaryen ve Jon Snow nihayet buluştu. Sevgi tohumları ekilmedi belki, ama kesinlikle iki taraf da birbirlerine duyulan saygı ve hayranlığın birer fenomen olmadığını anladı. Bölüm boyunca gerçekleşen olaylar ve ileriki bölümlerde yaşanacak olanların gittikçe bu ikiliyi birbirine yakınlaştıracağını da görmüş olduk. Savaşın diğer taraflarına biraz haksızlık mı oluyor ne?

Geçtiğimiz bölümün sonlarında hatırlanacağı üzere Euron Greyjoy, Dany’nin ittifakına ağır bir darbe vurmuştu. Jon Snow’u ağırlarken bu haberi alan Dany, o ana kadar sert davrandığı Jon Snow’a, Euron’un bu hamlesini öğrenmesinin ardından daha yumuşak başlı davranmaya başladı. Tyrion’ın özel çabası ile, Dany; Jon Snow’a Dragonstone’a geliş sebebi olan obsidyen’i alması için izin verdi. Ufukta görünen olası bir ittifak için bir iyi niyet göstergesi olan bu hediye, Tyrion’ın tabiriyle Jon Snow’a “hiçbir şey vermeden, bir şey vermek”ten ibaretti. Özellikle bölüm sonunda yaşananları düşünürsek Jon Snow bu hediyeye karşılık iyice yalnızlaşan Dany’ye daha da yakınlaşacağa benziyor.

Euron Greyjoy’un Cersei’ye sunduğu hediyeler

Bölümün en kârlısı kuşkusuz Lannister cephesi. Euron Greyjoy’un Cersei’ye sunduğu hediyeler, Cersei’de uzun zamandır görmediğimiz bir duyguyu tetikledi, mutluluğu. Özellikle, Ellaria Sand ve Tyene Sand’i zindanda ziyaret ettiği sahne bölümün en etkileyici sahnelerindendi. Cersei’nin dudağı farklı bir parlaklığa sahipti sahnenin başında, ki Cersei Lannister’ın dudağında herhangi bir boya görmediğimizi düşünürsek bugüne kadar alışılmışın dışındaydı. Myrcella’nın ölümünü imite ederek Tyene’i öldüreceği ve Ellaria Sand’e de bunu izleteceği barizdi. Nitekim öyle de yaptı. Bu hazzı ve tatmini yaşadıktan sonra ikinci tatmini de kardeşi Jaime ile beraber olarak yaşadı. Kardeşi ile olan ilişkisini saray içindekilerden artık gizlemeyerek bu tatmini doruklara vardırdı. Bu birliktelik her ne kadar ikili arasında iyice artan soğuk rüzgarları dindirse de Jaime’nin gittikçe kingslayer unvanından sonra hanesine bir de queenslayer unvanını eklemeye yaklaştığını söylemek mümkün. Özellikle bölümün sonunda Olenna Tyrell’le yaptığı konuşmayı düşünürsek…

Lannisterlar’ı kârlı kılan diğer bir etken ise hiç kuşkusuz High Garden’ın alınmasıydı. Geçtiğimiz bölümde, Lord Tarly ve beraberindeki Güney Lordları’nı King’s Landing’de Cersei’nin ittifak çağrısını dinlerken görmüştük. Bu çağrı yanıtsız kalmadı, Lord Tarly ve beraberindekiler güçlerini Lannisterlar’la birleştirerek High Garden’ı Tyrell hanesinin elinden aldı. Bununla da kalınmadı, Tyrell hanesi son üyesini de kaybederek bir şekilde tarihe gömüldü. Böylelikle Cersei hem Dany’yi yalnızlaştırmış oldu hem de Tyrion’ın hamlelerini tahmin etmede en az Tyrion’ın onun hamlelerini tahmin etmesinde başarılı olduğu kadar iyi olduğunu gösterdi. Nitekim, ana Lannister ordusunu High Garden’ı almaya gönderip kilerleri boş olan Casterly Rock’ın alınmasını Lekesizler için bir tuzak olarak ayarlaması Tyrion’ın bile alkışlayacağı türdendi bir hinlikti. Tabii tüm bunların yanında Cersei, aralarının limoni olduğu Iron Bank’i de kendi yanına çekmeyi başardı. High Garden’ın altınlarının, Iron Bank’in Cersei’nin tarafını seçmesini sağlamaması için hiçbir neden yok. Cersei bir taşla bayağı bir kuş vurdu anlayacağınız.

Night King, Bran mi?

Kuzey’den ise bu bölümde pek bir havadis alamadık. Bran’ın eve dönüşü ve Sansa ile uzun süre sonra bir araya gelmesi izleyenleri hüzünlendirdi. Sansa’nın yönetmekte ne kadar iyi olduğunu ya da olabileceğini de ufak bir sahnede gördük. Bu sahnede Littlefinger’ın manipülasyona varan rehberliği ön plana çıktı. Muhtemelen, geçen yazıda bahsettiğim Littlefinger – Sansa birlikteliği Kuzey’i ileride karıştıracak. Özellikle Bran’ın Sansa ile konuşurken tecavüz mevzusunu açması, Sansa’nın Ramsay’in çocuğuna hamile olduğu yönündeki kanaatimi iyice güçlendirdi. Eğer bu komplo teorisi doğruysa, Vadi ile Kuzey’i birleştirecek bir düğün görmemiz olası: Robert Arryn ve Sansa Stark. Bu arada son dönemlerde, Night King’in Bran olduğu yönündeki fan teorileri ciddi şekilde önemli yankı buluyor. Bu teoriler doğru çıkacak mı, Long Night geldiğinde Bran’ın rolü ne olacak hâlâ muamma. Muhtemelen de dizi sonuna kadar Bran cephesinde olaylar bu şekilde sürüncemede kalacak.

Bugüne kadar seride birbirlerine yardımı dokunan karakterlerinin yolu muhakkak ilerleyen zamanlarda tekrardan kesişti. Bu mantıktan ilerleyerek Jorah Mormont – Samwell Tarly ilişkisi ne noktaya varacak açıkçası çok merak ediyorum. Samwell’in tedavisi olmayan Jorah’ın gripul hastalığını iyileştirmesi, ikiliyi birbirine bağladı. Her ne kadar bu anlarda Sam, Jorah’ın babasının onun için yaptıklarının yanında bunun bir hiç olduğunu söylese de Sam’in gösterdiği cesaret takdire şayan. Sam kendi archmaester’ından da bu olay sonrası bir aferini kaptı ama cezayı da yedi doğal olarak. Sam için erken mezuniyet kapıda olabilir… Dany ve Jon Snow’un en çok güvendikleri iki adam, onlar Daragonstone’da bir araya gelirken Citadel’de birbirlerine bir şekilde bağlandı. Olası bir Ateş ve Buz ittifakında önemli bir rol alacağa da benziyorlar. Hele ki Jorah’ın da buz kökenini düşünürsek…

Yeniden Dany cephesine bakarsak… Özellikle etrafındakilere karşı olan güvenini yavaştan kaybetmeye başlayacağı bir döneme giriyoruz. Üst üste gelen bu iki mağlubiyet, danışmanlarını zor bir duruma sürükledi. Müttefik anlamında yalnızlığa itilmesinin haricinde danışman konusunda da benzeri bir durumla karşı karşıya artık. Bu noktada Jorah Mormont’un tekrardan yanına dönecek olması belki işlerin seyrini onun için biraz değiştirebilir.

İşlerin seyrinin değişmeye gebe olduğu diğer bir kişi ise Jaime Lannister. Üstte bahsettiğim gibi, queenslayer unvanını almaya gittikçe yaklaşıyor. Özellikle Olenna Tyrell’in Joffrey’yi kendisinin öldürdüğünü itiraf etmesinin ardından Jaime’nin şu anki durumla alakalı genel bir iç hesaplaşma içine girişeceği aşikar. Joffrey’nin ölümü hatırlayacağınız üzere, bütün dengeleri sarsmış ve aslında şimdiki Westeros iç karışıklığının sebebi olmuştu. Joffrey’nin ölümünden Cersei’nin Tyrion ve Sansa’yı sorumlu tutması Lannisterları parçalamış; Tywin Lannister, Oberyn Martell gibi güçlü isimlerin ölümüne sebep olmuştu. Yine Joffrey’nin ölümü, serçeleri ve yüce septon’a iktidar mücadelesinde yumuşak davranılmasına yol açmış; Tommen’in iyi huylu tavırları hem kendisini hem de Margaery ve beraberindekileri ölüme sürüklemişti. Nitekim, Sansa’nın kaçması da bu noktada Littlefinger’ın elini güçlendirmiş Kuzey ve Vadi’nin güçlerini birleştirmesine sebep olmuştu. Joffrey’nin ölümünün bu denli zincirleme bir reaksiyona sahip olması, Jaime’nin Cersei’nin kararlarını ve yargılarını sorgulamasına sebep olması çok büyük bir ihtimal. Özellikle Tyrion’ın bu noktada temize çıkması, Jaime’nin savaş anı geldiğinde taraf seçmesini zorlaştıracağa benziyor.