25.05.2016

Aksiyonun Adı: “Bond, James Bond”

Pierce Brosnan

GoldenEye (1995) – Yönetmen: Martin Campbell

İsmini öyküde geçen görünmez uçaktan alan Bond serisinin on yedinci filmi GoldenEye, Bond silahının artık Pierce Brosnan’a teslim edildiği, altı yıllık bekleyişin ilk filmi. Kaçırılan bir görünmez uçağın peşi sıra yaşanan aksiyonu perdeye taşıyan film, Brosnan’ın filmden önce çalıştığı ve pek sevilen seksenler dizisi “Remington Steele”den beri aktörü sevenlerin özlemini giderecek nitelikteydi. Filmde Brosnan’a eşlik eden Sean Bean ve soğuk savaş dönemi sonrasını ele alan ilk Bond filmi olması GoldenEye’ı farklı bir potaya koymamızı zorunlu kılıyor.

Tomorrow Never Dies (1997) – Yönetmen: Roger Spottiswoode

Reytinglerin sinema dünyası için düştüğü doksanlar sonunda birbirini takip eden yapımlar arasında sıyrılmaya çalışan bir Bond filmi oldu “Tomorrow Never Dies”. Almanya’da başlayıp Çin’e kadar uzanan öyküde, ortalık karışır ve pek bilindik savaş senaryoları vuku bulur. Lakin bu sefer “Tomorrow” isimli bir gazete ile medyada olayla iç içedir. Filmin gişelere getirdiği rüzgârda James Cameron’ın “Titanic“iyle aynı zaman diliminde vizyona girmesi ise büyük paydayı ve izler kitleyi ikiye böler.

The World Is Not Enough (1999) – Yönetmen: Michael Apted

Film ve serisinin baz almadığımızı büyük puntolar ile dile getirdiğimiz ve bu yönüyle yüksek anlamda memnuniyetsizliğimizi kazanan cinsiyetçi tarafını bir kenara koyduğumuzda, dönemsel algısına bakıldığında Denise Richards’ın canlandırdığı Dr. Christmas Jones karakteri ile The World Is Not Enough en kötü Bond kızı unvanını hala koruyor. MI6 adlı örgüte hizmet etmeye devam eden Bond, öldürülen zengin iş adamı Robert King (David Calder)’in ardından örgütün planladığı girişimleri önlemeye çalışırken, bir yandan da iş adamının kızı Elektra (Sophie Marceau)’yı korumak üzere Orta Asya’ya doğru bavul hazırlar. Bu yoğun programa bir yandan da kötü adam Renard (Robert Carlyle)’ın planlarını önlemeye çalışmak ise not düşülür.

Die Another Day (2002) – Yönetmen: Lee Tamahori

Brosnan’ı son defa Bond olarak izlediğimiz filmde Bond’a bu kez Bond kızı rolünde Halle Berry eşlik ediyor. Hikâyesini bu defa Kuzey Kore’ye taşıyan Bond, mücadelesinde Kuzey Kore’de iktidarda olan ve aynı zamanda savaş tüccarlığı yapan Albay Moon ile karşılaşıyor. Uzun kovalamacalarla anlatısını kuran Die Another Day, ayakta durmakta zorlanan bir kalıp içinde sunulsa da içine aldığı teknoloji ve türevi mizansenleriyle bir önceki Bond filmlerinden sıyrılmaya çalışıyor; daha doğrusu bunu deniyor.