03.05.2017

O An: Blinkende lygter

Hem naif hem de şiddet dolu bir film

Blinkende lygter ya da dilimizdeki adıyla Parıldayan Fenerler, adını bir şiir kitabından alıyor. Esasen senarist olan ancak 1996’da başladığı kısa mertajlar 2000 yılında ilk uzun metrajını da çeken Danimakalı yönetmen Anders Thomas Jensen‘in yönetmenlik serüveninin ilk büyük işi diyebiliriz Blinkende lygter filmine. Suç janrına uygun bir film olarak niteleyebileceğimiz Blinkende lygter, aynı zamanda İskandinav komedisi olarak da müthiş bir seyirlik.

Film, kendi kişisel tarihleri ayrı ayrı dramalarla dolu dört yetişkin erkeğin, büyük bir soygun işinden sonra “bu kadar parayı bir daha bir arada göremeyiz” diyerek kaçışını konu alıyor. Hedefleri Barcelona ancak bu hedef sadece bir hayal olmaktan öteye geçemiyor. İnanılan, amaç edinilen ancak hiç de gerçekleşmeyen. Belki de hayallerin en güzel yanı da bu.

Torkild (Søren Pilmark), Peter (Ulrich Thomsen), Arne (Mads Mikkelsen) ve Stefan (Nikolaj Lie Kaas) adındanki bu dört arkadaş kader birliği yaparken bir yandan da her birinin zaafları ve geçmişleri üzerinden yaratılan komik ve dramatik anların başrolü oluyorlar. Suç filmlerinin değişmez ögelerinden dönüştürücü bir unsur olarak da kadının kullanımı bu film için de geçerli. Aslında filmde kendine çok yer bulamayan ama yine de dönüştürücü öge olarak kullanılan Therese’in (Iben Hjejle) varlığı ve ağzından dökülenler zaten çete reisi diyebileceğimiz Torkild’in yaşama aracı haline dönüşüyor. Filmde bir de Stefan’ın hayatında gördüğümüz Hanne (Sofie Gråbøl) adlı bir kadın var. Gerisi tamamen erkek dünyası… Ancak dediğimiz gibi suç filmlerine uygun bir geri planda kalan kadın modeli olduğu gibi yolu çizenin de dolaylı da olsa bir kadın olması ayrı bir ironi.

Sen misin Yumurtayı Üfleyemeyen?

Filmin aslında O An köşesine uygun pek çok an’ı var, ancak onlardan bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Paskalya’da yumurta boyayan kafadarların Hanne’nin bir çocukluk anısını canlandırma isteğiyle yaşanıyor. Yumurta üflemenin Danimarka’da epey yaygın bir şey olduğunu anladığımız bu sahne oldukça komik. Herkes üfledikten sonra Torkild’e gelen üfleme sırası esnasında Hanne’nin ısrarlarından anladığımız bir “eyvah” an’ı bu. Zaten o an’a kadar Hanne’ye pek de bir sempati beslemeyen Torkild’in çileden çıktığı an görülmeye değer:

Tabii O An’dan sonraki diyaloglar daha da komiktir:

– O yumurtada bir sorun var

– Şuna baksana, kabukta bir sorun var. Seninle alakası yok Torkild

– Hasta bir tavuktan çıktı herhalde

Ormanın içinde bir restoran açarak aslında baştan batmayı kabullenen bu dört deli adamın kendilerine bir amaç edinmelerini ve bunun için komik bir şekilde çırpınmalarını izlediğimiz Blinkende lygter, ister suç ister komedi filmi olarak izlensin, her şekilde izleyeni memnun edecek bir film.