15.08.2017

O AN: One Week

Keaton Külliyatının Başyapıtlarından

Sessiz sinema döneminin en büyük ustalarından biri olan Buster Keaton, aynı zamanda slapstick tarzının da tartışmasız en başarılı temsilcisi olarak anılmayı hak edenlerden. Henüz bebekken tattığı sahne tozunu, zamanla oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlikle devam ettirmiş, sinema tarihine birbirinden eşsiz eserler bırakmış olan Keaton’un kısa film külliyatında One Week, için açık ara diğerlerinden çok daha başka bir film diyebiliriz. Yirmi beş dakikalık bir başyapıt olan One Week, Keaton’un kendisine Stone Face lakabını kazandıracak ifadesiz oyunculuğunu konuşturduğu, aynı zamanda da senarist ve yönetmenliği Eddie Cline ile paylaştığı nadidelerinden biri. Yuva kurmanın zorluğunu, bambaşka bir bakış açısıyla anlatılan One Week’te her bir sahne başlı başına tekrar tekrar izlenecek harikalıkta olsa da şiddetli bir yağmurun esiri oldukları sahnenin sinemanın kilometre taşlarından biri olarak unutulmazlar arasında yerini aldığını filmi izleyenler elbette bilirler.

Talihsizliklerle Tamamlanan Bir Yuva

Filmimiz iki aşığın evlenmesiyle başlar. Bu evlenen çiftimize amcaları tarafından bir ev hediye edilir. Fakat ev dediysek öyle hazır ve nazır bir ev beklemeyelim. Zira bu hediyeye tam anlamıyla sahip olmak epey zorludur; portatif olan evi kendileri birleştireceklerdir. Lakin evi yapma görevi bizim sakar ve talihsiz karakterimize düştüyse işler epey sarpa sarar: Parçaların yerleri, onların mutluluğunu kıskananlar tarafından değiştirilir. Bir de bu komplo yetmezmiş gibi her olumsuzluk anında bu sevimli çiftimizin yanında biter. Böylece portatif ev aslından bambaşka ve fazlasıyla emanet bir şekilde tamamlanır. Her şeye rağmen tamamlanan evde ilk hoş geldin partisi verilir. Lakin…

Keaton ile Dans Eden Ev

Tüm olumsuzluklara rağmen aşkları ve saflıklarıyla ayakta duran çiftimizin ilk davetleri sırasında Keaton’un istisnasız her filminde yağan yağmur yine arzı endam eyler. Yağmurun yağması ve şiddetini arttırmasıyla, adeta oyuncak bir puzzle gibi bir araya getirilen ev, çiftimize ve misafirlere eğlenceli, bir o kadar da çetrefilli dakikalar yaşatır. Yağmur altında adeta dans etmeye başlayan ev, bu sahnede neredeyse başkarakterliği Keaton’dan bile alarak tüm ilgiyi üstüne çekmeyi başarır. Hatta misafirlerden birinin yaptığı benzetme çok yerindedir: Atlıkarınca görevini üstlenmekten daha çok zevk alır gibidir sürprizli evimiz. Evlendikleri günden beri başlarından talihsizliklerin eksik olmadığı zavallı çiftimiz bin bir emekle kurmaya çalıştıkları yuvalarının adeta maskarası olurlar böylece. Bu anlarda hem muhteşem bir oyunculuk sergileyen evi hem de Buster Keaton’un performansını izlemenin zevki elbette tarif edilemez.