01.02.2017

O An: Sherlock, Jr.

1924’ten Bir Klasik: Sherlock, Jr.

Sinema bizim için ne ifade ediyor? Bir mucizeyi mi, rüyalar alemini mi, gerçekleri mi? Hepsini veya hiçbirini, az ondan az bundan belki çokça hepsinden. Öyle bir huşû içinde izliyorum ki eski filmleri. Onları aşamadığımızı düşünüyorum hep, hep onlara hayran kalacağımızı. 1924… günümüzden ne kadar da uzak. Buster Keaton‘ın hem oynadığı hem yönettiği bir film: Sherlock Jr. Çok deli bu adam ya! Kısa bir filmini izlemiştim, çok değil birkaç ay önce: Neighbors. O kadar eğlenceli ve sinemasal bir filmdi ki. Aslında evet, masal… O dönemi ne kadar karşılar bu sözcük bilmiyorum ama öyle anmayı seviyorum galiba, masal gibi…

Sherlock Jr. esasında sinemada çalışan ama dedektif olma hayali kuran bir adam üzerine kırk beş dk.lık bir film. Ancak o kırk beş dk bize o kadar çok şey yaşatıyor ki! Özellikle sinemada film gösterirken daldığı bir rüya var ki Keaton’ın, sizi alıp sinemasal bir evrende gezdiriyor. O döneme göre o kadar incelik barındırıyor ki, günümüzdeki işlerin değeri silinip gidiyor adeta. Orada gerçekten sinemanın ne olduğuna dair düşünmeye başlıyorsunuz. Oradaki adam gibi bir düşü yaşamak mı yoksa? Sanırım bu, bir rüyayı paylaşmak; o rüyanın içinde yaşamak. İşte sinemanın en leziz anları…

Buster Keaton‘a o rüyayı gerçek kıldıran sahneler izleyiciler için bulunmaz sinema nimetlerine dönüşüyor. Sinemanın bir mucize yaratmak olduğunu bir kez daha gösteriyor bize. Neden bu sanatı sevdiğimi bir kez daha hatırlattı bana Sherlock Jr. Çünkü denemenin sonu yok sinemada, yaratmanın ve paylaşmanın. Bunu hem düşünce ve duyguyla beslemek hem de rüyanızı birilerine iletmek. Sinema bir anda birçok yerde bulunmayı sağlıyor, aynı Keaton’ın daldığı rüyada oradan oraya savrulması, bir sahneden diğerine geçerken zaman ve mekanda yolculuk edebilmesi. Sahneleri bambaşka zaman ve mekanda çekerek onları kurguyla bir araya getirdiğinizde izleyicinin algısıyla ne kadar oynayabileceğinizi defalarca göstermedi mi sinema bize? Gerçeklik algısıyla bu kadar oynayabilen bir başka sanat var mı? Gördüğüme inanırım mottosunu bu kadar yıkabilen bir başka sanat?

İşte O An: