23.01.2017

O AN: Sid and Nancy

Sid ile Nancy’nin kısa ama çarpıcı hikâyeleri

1986 yılında Alex Cox tarafından hayat bulan Sid and Nancy, The Sex Pistols’un basçısı Sid Vicious ile sevgilisi Nancy Spungen’in sıra dışı ilişkisini perdeye yansıtır. Bir döneme damgasını vurmuş hala da etkileri süren punk kültürünün bir yansımasıdır belki de Sid ile Nancy’nin kısa ama çarpıcı hikâyeleri. Henüz 19 ve 20 yaşlarda müzikle, eroinle ve isyankâr duygularıyla yaşadıkları aşkları öylesine hızlı bir o kadar da kısa olmuştur. Sid ile Nancy’nin tanışmasından Nancy’nin Otel Chelsea’da (Tek başına makale yazılacak denli efsanelere konu olmuş bir mekândır.) bıçaklanmış olarak bulunmasına kadar geçen zamanı perdeye taşıyan film, özellikle karakterlere hayat veren oyuncuların (Gary Oldman ve Chole Webb) başarısıyla dikkat çekmiştir. Adeta karşımızda gerçek Sid ile Nancy’nin kendilerini anlatan belgeselde oynuyorlarmış hissini veren filmin, inandırıcılık ve etkileyicilik konusunda da sınıfını başarıyla geçtiğini iddia rahatlıkla iddia edebilirim.

Hem daha da bağlanır hem daha da dibi bulurlar.

Sid ile Nancy neredeyse bir an bile kafaları ayık gezmedikleri için filmin hiçbir anında yaptıklarına, yaşantılarına sempati duyulamaz. Uyuşturucu, bu birbirlerine delilercesine, takıntılı bir şekilde âşık olan çiftimizi, hem kendilerine karşı hem de çevrelerine karşı fazlasıyla çirkinleşebilmektedirler. Lakin birbirlerine karşı ne derlerse ne yaparlarsa yapsınlar önemli değildir. Yine sonunda kendilerini yan yana bulurlar. Lakin çevreleri onlara karşı pek de o kadar affedici olmaz. Zamanla yalnızlaşan çiftimiz, birbirlerini daha da vazgeçilmez olarak görürler. Hem daha da bağlanır hem daha da dibi bulurlar. Her yaptıkları seyirci olarak onlarla özdeşlik kurmamıza izin vermediği gibi git gide onlardan daha da haz etmememize, uzaklaşmamıza sebep olur. Lakin bir sahne var ki… İşte sadece o sahnede, çiftimizin yaşadıkları aşkı iliklerimize kadar hissederiz.

Sadece bir öpücük…

Otel Chelsea’da yine her zamanki gibi yatakta, kafalar dumanlı bir şekilde bir şeyler atıştırmaktadırlar. Sid, Nancy’e ne zamandır sevişmediklerini sorar ve sadece bir öpücük vermesini ister. İşte bu öpücük onların dumanlı kafalarında bambaşka bir yerde vuku bulur. Aslında hayatın tam da oldukları yerdir burası. Dünyanın tüm çöplerinin, pisliğinin altında verirler birbirlerine sinema tarihinin unutulmaz öpücüklerinden birini. Cox, bu sahnede asla Sid ile Nancy’e kamerayı yaklaştırmaz. Zira bu anlarda bile onlarla özdeşlik kurmamıza izin vermemektir niyeti elbette. Onlara fazlasıyla uzak bir yerden, hareket etmeden kayda alır her şeyi. Bir aşkın en büyük nişanesi olan bu anları rengârenk, huzur dolu, kelebekler uçuşan bir atmosferle de değil, filmin en renksiz, en kasvetli kareleriyle yansıtır bize. Taxi to Heaven parçası eşliğinde, en takıntılı, en dumanlı, en vazgeçilmez ama belki de en gerçek aşklarından birinin bir dakika bile sürmeyen hayali yaşanır.