19.08.2018

Başka Filmlerin Hikâyelerini Çalmış 10 Ünlü Film

Inception (Paprika)

Christopher Nolan, Inception’ı yaratmasıyla kendisinin öne çıkan bir yönetmen olduğunu ve özgün bakış açısını filmlere nasıl yansıtabildiğini sinema dünyasına kanıtlamıştı.

Nolan’ın filmde rüyaları ve anıları tam olması gerektiği şekilde birleştirmesi, Inception’ı en az orijinali kadar nefes kesici yapan faktörlerden biri.

Her ne kadar nefes kesici olmuş desek de filmdeki fikirlerin çoğuna Satoshi Kon Paprika’da yer vermişti.. İki filmin arasındaki farklılıksa, Nolan’ın izleyicinin içine daldığı dünyayı daha iyi anlayabilmesi için açık davranırken, Kon’un sahneleri bir gösteriye dönüştürüp, izleyicinin gözlerinin Paprika’dan başka bir şey görememesini sağlaması.

Barb Wire (Casablanca)

Barb Wire gelmiş geçmiş en tuhaf çalıntı filmlerden olsa gerek. 2017 yılında geçen ve İkinci Amerika İç Savaşı’nı anlatan filmin başrolünde Pamela Anderson bir gece kulübü sahibi olarak karşımıza çıkıyor ve erkeklerin kendisine “bebek” demesinden o kadar nefret ediyor ki onları bu sebepten öldürüyor.

1942 yapımı klasik Casablanca’ya dayanılarak yazılan bu senaryoda Anderson, Humprey Bogart’ın canlandırdığı Rick Blaine karakterini en iyi şekilde kendi rolüne uyarlıyor.

Stardust Memories (8 ½)

Woody Allen diğer sanatçıların eserlerini çokça değerlendiren bir yönetmen. Son filmi Wonder Wheel de Blue Jasmine ve Interiors gibi Eugene O’Neill’in işlerinden ilham alarak ortaya çıkmıştı. Fakat onca sanatçı arasından, tartışmaya açık olsa da Allen’a en iyi şekilde ilham olan kişi Federico Fellini.

Woody Ellen’ın 8 ½ versiyonu Stardust Memories, orijinalinden daha iyi olmasa da Allen’ın elindeki materyali değerlendirme şeklinden dolayı büyüleyici bir film. Yönetmenin aldığı ilham filmin daha başında, Marcello Mastroianni’nin arabada sıkışıp kaldığı sahnenin, Allen’ın otobüste aynı durumu yaşamasıyla gözler önüne sunuluyor.

İki film de benzer senaryolara sahip olsa da Fellini çalışmasında gizemli ve düşünceliyken Allen daha tertipli davranıyor.

The Great Beauty (La Dolce Vita)

Paolo Sorrentino, 2013’te hüzünlü şaheseri The Great Beauty’yi yaratarak, İtalya’nın yaşayan en iyi yönetmeni tahtına oturmaya çalışmıştı.

Filmin başında, açık seçik bir gece kulübünde hayatını yaşadığı görülen ana karakter, devamında birçok güzel kadın ve erkekle uzunca sohbet ederek “iyi hayatın” anlamını sorgulamaya başlıyor. Film, tarz ve içerik açısından Federico Fellini’nin La Dolce Vita’sına direkt bir bağlılık gösterse de karanlık ortamlara ilerlemeye başladıkça, yönetmenin, Fellini’nin yapımına tamamen bağlı kalmadığını görüyoruz.

The Great Beauty 2014’te En İyi Yabancı Film Oscar’ını almıştı.

123