20.02.2017

Cem Yılmaz ile Taner Ceylan !f İstanbul’da Buluştu

İş Bankası Maximum Kart’ın ana partnerliğinde 16 Şubat’ta başlayan 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin “İyileştiren Şeyler” temalı etkinliklerinden “Küçük Sohbetler”in konukları komedi sanatçısı, oyuncu ve yönetmen Cem Yılmaz ile güncel sanatçı Taner Ceylan’dı. Dün bomontiada’da gerçekleşen ve 3 saate yakın süren sohbette Yılmaz ve Ceylan, komediden estetiğe pek çok konuyu konuştu.

İş Bankası Maximum Kart’ın ana partnerliğinde 16 Şubat’ta başlayan 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali film gösterimleri, sanal gerçeklik sergisi ve etkinlikleriyle devam ediyor. Bu yıl “İyileştiren Şeyler” teması altında gerçekleşen festivalin, “Küçük Sohbetler” programının konukları komedi sanatçısı, oyuncu ve yönetmen Cem Yılmaz ile hipergerçekçiresimleriyle dünyaca tanınan güncel sanatçı Taner Ceylan’dı. Dün (19 Şubat) bomontiada’da gerçekleşen Kahkaha ve Estetik” başlıklı sohbet için bir araya gelen Yılmaz ve Ceylan, onlara iyi gelen kitapları, filmleri ve komediden sanata pek çok konuyu konuştular. Kahkahaların eksik olmadığı sohbet 3 saate yakın sürdü.

“Komedyenin arkadaşı azdır”

Sohbete komedinin seyirciyle üretilen bir şey olduğunu söyleyerek başlayan Cem Yılmaz komedyen olmanın zorluklarını şu sözlerle anlattı: “Komedide espiriyi biz beraber üretiyoruz. Esprinin muhatabı olduğu zaman seyirci hiç zevk almıyor. bu işin kuralı budur. Seyirci şakanın kurbanı olmak istemiyor, irdelediğin şey olmak istemiyor; modelin olmak istiyor. Mesela, teman bağnazlıksa, bunu dinliyor ve diyor ki ‘Bu ben değilim, yanımdaki’. Hepimiz öleceğiz diyorum, ‘Tamam ama bu ben değilim ki, kesin yanımdaki gidecek’. Komedyenin bu anlamda arkadaşı da az. Hayat daha pamuk ipliğine bağlı diğer mesleklere göre.”

“Gülmeyi ertelemek bir kayıptır”

Gülmenin bir savunma meselesi olması konusunda da konuşan Yılmaz, “Ben her şeye gülmem diyen insanlar vardır ya. Nereden biliyorsun ki? Vücut bir kere bunu istemsiz bir şekilde yapıyor zaten. Bu tür beğenilerle ilgili kendimizi bir yere koymamız da çok acayip. Mesela nelere gülüyoruz sorusunun cevabını ararken aslında bir sürü sorunun da cevabını arıyoruz. Ben kendim bu sorunun cevabını şöyle cevaplamayı tercih ediyorum: Her şeye gülerim. Çünkü bu köklü bir tercih. Kökünde her şeye şüpheyle yaklaşmak ve her şeyi çok da ciddiye almamak var. Gülmeyi ertelemenin de bir vakit kaybı olduğunu düşünürüm” dedi.

“Sevilmek dalgalı bir şey”

Yılmaz’ın şöhret ve popüler olmakla ilgili yorumu ise şöyle oldu: “Şöhretten kurtulamazsın, istifa edemeyeceğin bir şey tanıdık olmak. Bazılarının tanıdık olmakla ilgili arzusu oluyor ya, ciddi bir kalabalığın; bir bilinsek, diyorlar. Halbuki onun yüküne dair hiçbir bilgileri yok. Ben sanatçıyım; bir bakkaldan, terziden fazladan ayrıcalıklı bir kimse olmayı sevmiyorum. O dünyada değilim. Bir gün, ‘Nerde o eski alkışlar’ diyen bir adama evrilmek istemem; çünkü dün gülenler başkaydı, bugün başka. İnsanlar bununla ilgili bir trajedi yaşıyorlar. Bunu kendimden uzaklaştırmaya çalışıyorum, bir ayrıcalık da beklemiyorum. Anlaşılmanın, sevilmenin dalgalı bir şey olduğunu biliyorum. Bununla mücadele etmeyi de bir görev gibi düşünmek yerine mesleğin kendi gerekleriyle ilgili olmasını tercih ederim. Komedinin köklerine inmek, tekniğinle, hızınla, parlaklık, zihinsel aydınlık, bir şeyi bir şeye dönüştürme kabiliyeti, hız… Bunlarla ilgilenmek benim için daha önemli.”

“‘Boksörler’ bizi anlatıyordu”

Taner Ceylan da buna karşılık “Estetikle benzeştiği noktada neyi güzel bulurum ya da neyi güzel bulmazsın, belki orda ortaklaşıyoruz. Mesela ben tebessümle gülen insanları resmeden ender ressamlardan birisiyim. Hep şunu savunmuşumdur: İyi hissetmek istiyorum, bakınca iyi hissetmek istiyorum. Genelde mutluluk üstüne çok resmim var. Mesela ‘Boksörler’ serisinin altına baktığında da o arayışı görebilirsin. İki boksör: İlkinde direniş var, ikinci yaptığım boksör ise direnmeyi bırakan boksör. Genel ruh halimizle çok ilgili bir şeydi. Direnmeyi bırakmış, bir yumrukluk hakkı kalmış. İki haldi o, iki halimdi. İki halimizdi yani” yorumunu yaptı.

“Popüler olmak büyük problem”

Ünlü ve popüler olmak konusunda Taner Ceylan, bunun tehlikeler içerdiğini ve bir sanatçı için o sınırı geçmenin yok oluşu da getirebileceğini savundu: “Bir resmi ya da bir sergiyi yaptıktan sonra o an için o durumla çok da ilgilenmiyorum. Yani tuttu mu tutmadı mı, hakkında yazıldı mı yazılmadı mı… Ben tanınan bir ressamım ama bunun 10 yıl sonra böyle olmayabileceğinin de farkındayım. Çok az üretmek de bir problem, çok üretmek de, ama popüler olmak en büyük problem bizde. Çünkü benim yüzümün görünmemesi lazım. Ben fiziken işimin önüne geçersem işim için iyi bir şey değil bu. Geçtiğimiz 10 yıla bakarsanız popüler dünyanın, içine çekip, emip yok ettiği yetenekler var. Ama işte, işleri de kötüleşti o süreçte. İşlerinin kalitesi ya da nitelikleri korunsaydı başka bir şey olabilirdi belki ama bizdeki çark daha tehlikeli, çok daha sert, öğütüyor. Dünyada da keza öyle. Mesela Almanların çok önemli bir sanatçısı var, Martin Kippenberger. Artık literatüre ‘Galericilerin ve koleksiyonerlerin öldürdüğü ressam’ olarak geçti.”

“Sanat zenginleştirir, özgürleştirir”

Sohbetin sonunda Taner Ceylan’ın yaptığı konuşma ise uzun alkış aldı: “Sanat özgür bir alandır. Total bir özgürlük vardır sanatta. O yüzden bol bol sergi gezin, bol bol müze gezin, nitelikli müzik dinleyin, iyi kitaplar okuyun, iyi öyküler okuyun ve nitelikli filmler izleyin. Bir Mahler’i dinlemek, bir Wagner’i dinlemek kolay iş değildir ama öğrenilen şeylerdir. Gözü eğitmek gerekir, kulağı eğitmek gerekir; eğittikçe o dünya büyür, gördükçe gelişirsiniz, zenginleşirsiniz ve özgürleşirsiniz. Onun için kolay iş değildir sanatsever olmak, basit de değildir. O yüzden anlamadığınız, görmediğiniz, tınısından hoşlanmadığınız şeylerden korkmayın, anlayarak yaklaşmaya çalışın, zenginleşin, özgürleşin.”

“Küçük Sohbetler”de sıra Yeşim Ustaoğlu ve Birhan Keskin’de

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin “İyileştiren Şeyler” temalı “Küçük Sohbetler” programı senarist, yönetmen, yapımcı Yeşim Ustaoğlu ve şair Birhan Keskin ile devam edecek. 23 Şubat Perşembe günü bomontiada’da gerçekleşecek “Su ve Heves” başlıklı sohbet 19:00’da başlayacak.