18.02.2017

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali Günlükleri – 2

Sausage Party

Çocukken siz de benim gibi eşyaların ya da yemeklerin de aslında bizim gibi bir hayatları olduğunu, bizim onlar için birer dev, canavar ya da tanrı gibi algılandığını vs düşünenler var mıydı? Varmış ki benim çocukluk düşüncelerimin filmi çekilmiş. Yönetmenler Greg Tiernan ve Conrad Vernon, bizlere yaşadığımız dünyanın bir benzerini süpermarkette satılan yiyecek ve eşyalar üzerinden tekrar yaratmışlar. İnsanlığın nasıl bir bilinmezliğe inandığını, nasıl sorgulamadan, araştırmadan kendine anlatılan hikâyeye inandıklarını öylesine etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor ki Sausage Party, izlerken heyecanlanmamak elde değil. Peki, bu sevimli arkadaşlar insanlığın kıramadığı zinciri kırıp, gerçekleri araştıracak, savaşacak ve bir devrim yaratabilecekler mi? İşte tüm bunların yanıtı, asla sıkılmayacağınız, inanılmaz çok eğleneceğiniz muhteşem filmde.

Filmle ilgili bir eleştirim de var ne yazık ki. Neden böylesine önemli laflar eden filmin vegan beslenen izleyicileri düşünmediğini çok merak ettim. Açıkçası ben izlerken kahramanların en önemlisinin bir sosis olmasından çok rahatsız oldum. Eğer sosis yerine havuç ya da başka bir yiyecek görseydim film benden tam not alırdı.

Tuba BÜDÜŞ

Tam bir yetişkin animasyonu Sausage Party. Gerek cinsel içerikli vurguları, diyalogları ve sahneleri gerekse metne açıktan yerleştirdiği ve finale doğru iyice vurgulanan siyasi göndermeleri ile kapitalizm ve din sövgüsü olarak niteleyebiliriz filmi. Çok eğlenceli karakterler yaratan ve çeşitliliği bunlar üzerinden sağlayan Sausage Party klişe tanımlamalar getirebiliyor yarattığı karakterlere. Ancak yine de çok eğlenceli ve ironik olan yaklaşımı filmi izlemeye değer kılıyor.

Seçil TOPRAK

The Red Turtle

Issız bir adaya nasıl düştüğü anlaşılamayan bir adamın öncelikle adayı sürekli terk etmeye çalışması üzerinden ilerleyen bir film karşılar bizi. Yalnız bu terk ediş bir türlü gerçekleşemez. Böylece insani duygular harekete geçer ve öncelikle öfke sonra da pişmanlık, vicdan azabı karşılar bizi. Yalnız bu büyük duygu değişimleri yeni bir hayatın başlangıcını da müjdeler. Bu yeni bir hayatın başlangıcı ise daha önce gerçekleşemeyen gitmeyi… Aslında film, doğum, ölüm, kalmak, gitmek gibi ikililikler arasında dolanıp duran, her şeyin birbirine pamuk ipliği ile bağlı olduğu bir hikâye çıkarıyor karşımıza.

Bu filmin bir Robinson Crusoe hikâyesinin alternatifi olduğuna ise asla katılmadığımı belirtmeliyim. Ya da bugüne kadar yapılan adada verilen hayat mücadelesi temelindeki hiçbir filme. The Red Turtle, çok daha naif, incelikli, felsefesi olan muhteşem bir şiir adeta. Mülkiyete, hırslara, tatminsizliğe ve daha nicelerine vurulan okkalı bir tokat aynı zamanda.

Tuba BÜDÜŞ

The Red Turtle ya da orijinal adıyla La Tortue Rouge, gündemdeki animasyonlara alternatif klasik çizgide bir animasyon. Fantastik yönü de olan ancak bunu daha çok duygusal mistisizme bağlayan The Red Turtle; kaçmanın, uzaklaşmanın yani gitmek istemenin değil bazen de “kalma”nın mutluluk sebebi olduğunu gösterir nitelikte bir öyküyü işliyor. Doğa ve insanın iç içeliğine de değinen film aynı zamanda insanın var oluşuna dair de cümleler kuruyor. Yalnız bu cümleler epey sessiz ve izleyenin adeta kendi kendine mırıldanmasını ister nitelikte.

Seçil TOPRAK

Koca Dünya

Reha Erdem’in filmografisine aşina olanlara oldukça tanıdık gelecek Koca Dünya, yönetmenin tüm eserlerinden bir şeyler barındırıyor kuşkusuz. Bir abi ile kız kardeşin herkeslerden kaçarak ormana sığınıp, burada masalsı bir hayat yaşamalarına odaklanıyor Koca Dünya. Erdem’in simgelerle dolu filmi, bir sinema sevdalısı olan yönetmenin unutulmaz filmlere yaptığı göndermelerle dolu en başta. Stalker, Melancholia, Antichrist filmlerinin akıllara kazınan anlarını tekrarlaması elbette hoş. Ayrıca Hansel ve Gretel, Külkedisi gibi masallardan da izleri net bir şekilde gördüğümüz Koca Dünya, bana en çok da The Blue Lagoon’u hatırlattı. Kusursuz görüntü yönetimi, enfes müzikleri, mükemmel mekân seçimi ile teknik olarak elbette başarısı tartışmasız çok çok iyi. Lakin tüm bunlar filmin eksikliklerini unutturmuyor. Sıkıntılı senaryosu, sorunlu diyalogları ve keşke hiç olmasaymış denilen sahneleriyle birçok olumsuzluğu da bünyesinde barındırıyor.

Tuba BÜDÜŞ

Jatten

Hayatın sillesini yemiş bir karakterin, tüm zorluklara rağmen hayata tutunmasının hikâyesini, çeşitli metaforla destekleyen film, kendince bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Aile özlemi, reddedilme ve dışlanma üzerine yürek burkan, çarpıcı bir deneme olarak dikkat çekiyor. İskandinavya’ya özgü bir sporun içeriğini vermesi açısından yan hikâyenin spor filmi olarak gitmesi filmin seyir keyfi açısından yükselmesine neden oluyor. Tam bir keşif filmi…

Haktan Kaan İÇEL

Genco

İyi niyetli ve sempatik bir komedi olmasına rağmen teknik beceri anlamında amatör düzeylerde seyretmesi, bir süre sonra kısa film izliyor hissi uyandırıyor. Filmin anti sinematografik yapısı ve donuk oyunculukların varlığı filmin eksilerinin başında gelirken, Genco’nun absürt mizah anlayışı bir çok vizyon filmine göre daha üstün denilebilir. Yönetmenlik anlamındaki yetersizlik filmin geneline yansırken, çiğ duran bir yapım olduğunu belirtmekte yarar var.

Haktan Kaan İÇEL

Zoology

Farklı okumalara müsait yapısıyla kadın dünyasına dair dağınık fakat çarpıcı bir film olarak öne çıkıyor. Yönetmenin kimi sahnelerdeki kontrolsüzlüğü filmin en can sıkıcı yanı denilebilir. Hikâyede açılacak bolca malzeme varken, film belli kalıplara hapsoluyor. Neyse ki elindekini başarılı bir şekilde sunarak izleyiciyi düşünmeye yöneltiyor. Özellikle dokunduğu kimi temalar, doyurucu bir alt metinle genele yansıyor. Başroldeki kadın oyuncunun performansı filmi taşıyan unsurların başında geliyor.

Haktan Kaan İÇEL

The Lure

Stilize yapısını enerjik şovlarla destekleyerek bir an bile durmayan eğlenceli bir müzikal izleyiciyi bekliyor. Karanlık bir masalı anlatırken The Lure şiddetten, cinsellikten ve görmezden gelinen tüm tabuları aşarak cesur bir film olarak izleyiciyi kucaklıyor. Lehçe müzikler dili anlamamanıza rağmen ağza takılacak cinsten ve kesinlikle sıkıcı değiller. Genel anlamda çılgınca ve kendi istediğini yapmaya çalışan türler arası bir yolculuk vaat ediyor.

Haktan Kaan İÇEL