20.09.2017

Filmekimi’nde Kaçırmamanız Gereken Filmler

Onur KIRŞAVOĞLU

Call Me by Your Name / Beni Adınla Çağır

I’m Love ve A Bigger Splash filmleriyle bizi bizden alan ve şu sıralar büyük usta Argento’nun başyapıtı Suspiria’yı yeniden çeken Luca Guadagnino imzalı Call Me by Your Name şimdiden yılın en iyileri arasında gösteriliyor. 80’li yıllarda geçen bir büyüme ve aşk hikâyesinin anlatıldığı film, Guadagnino’nun sinema yetisi ve büyüsüyle harika bir deneyim vaat ediyor. Bu filmi kaçırmayın ve yansıttığı bütün hisleri/detayları sinema aşkıyla birlikte kucaklayın.

 

 

Seçil TOPRAK

Jupiter Holdja / Jüpiter’in Uydusu

“Jüpiter’in Uydusu, bu yıl izleyeceğiniz en sürprizli filmlerden biri…” ilkin böyle bir cümle dikkatinizi çekebilir ancak biz biraz daha derine inelim. İki sene önce yine Filmekimi’nde izleme şansına eriştiğimiz ödüllü film White God ile dikkat çekici bir yönetmen olduğunu bizlere kanıtlayan Kornél Mundruczó var yönetmen koltuğunda. Son yıllarında yine sinemanın gözde ülkeleri arasına giren Macaristan’dan yepyeni bir soluk Kornél Mundruczó ve takip edilmeye değer bir yönetmen. Yönetmen ve Macar sineması etkenleri filmi izlemek için yeterli sebeplerken bir de günümüzün ve insanlık tarihinin tabii, en derin yaralarından biri olan “göçmenlik” mevzusuna farklı bir anlatım ve öykü çerçevesi getirdiği söylenen filmi tabii ki kaçırmamanızı diliyorum.

 

 

Serkan İMRE

Le Redoutable

Bu yılki Filmekimi gösteriminde heyecanla beklediğimiz filmler arasında olan Le Redoutable ünlü yönetmen Jean-LucGodard’ın bilinmeyen yönlerini ve tutkulu aşk hikâyesini sinemaseverlere tanıtıyor. Godard’ın saplantılı hallerini, aşkla vücut bulmuş bedenini o dönemin politik notlarıyla kişisel hayat hikâyesini merak edenler için Le Redoutable kaçırılmaz bir fırsat.

Film, 1968 olayları sırasında Godard’ın yaşadıklarına geniş yer verirken, dönemin politik notlarını görmek isteyenler için tartışmalı bakış açısı yaratıyor. Filmi izleyenler seyirciler 1967 yılında çektiği “Genç Kız”da (La Chinoise) rol alan, kendisinden 20 yaş küçük oyuncusu Anne Wiazemsky ile olan sansasyonel ilişkisine şahitlik edecek .

Merak uyandıran yanlarıyla radikal eylemci , radikal aşık ve sonunda radikal sinemacılığa doğru akıp giden çarpıcı Godard hikayesi …

Usta yönetmen Michel Hazanavicius ”The Artist” filminden sonra bir kez daha basit ama derin bir sevdanın hikâyesini alaylı ve romantik bir dille anlattığını göreceksiniz .Yönetmenin değişen sinemacılığına şahitlik etmek isteyenler için bu son başyapıtı gözden geçirmelerini diliyoruz. Gözlerinizi kaçıramayacağınız oyunculuklarda ise Louis Garrel ve Nymphomaniac’da Joe’yi izlemeye doyamayanlar için Stacy Martin yer alıyor.