24.08.2022

Game of Thrones 07×05: Eastwatch İncelemesi

Game of Thrones 07×05: Eastwatch İncelemesi

 

Yaşar Anıl Cantepe

Uluslararası İlişkiler’de en eskiye götürebileceğimiz düşüncelerden birisi “dış politikada kaosun, iç politikada düzeni getirmesi” yönünde olan düşüncedir. Machiavelli’in ilk olarak tohumlarını ektiği bu düşünce, zamanla içerideki düzeni sağlama maksatlı olarak dışarıdan bir güç tehdidinin devletler tarafından yaratılmasına kadar ilerlemiştir. Hatta günümüz sisteminde, devletler varlıklarını yaratılan bu ortak düşmana karşı birlik olmaya dayandıracak duruma gelmişlerdir. Ortak düşman algısı milliyetçilik ile birleşince ortaya çıkan tablo, devlet’in kutsanmasına yöneliktir. Game of Thrones da bu kıble yolunda ilerlemeye devam etmekte. Haneler arası rekabeti bir kenara bırakırsak, sezon genelinde bu motiflere sıkça rastladık. Bu bölüm de, genelden ayrı kalamadı ve benzeri yaklaşımları görme şansı yakaladık.

Daenerys’in sürekli bir “yabancı istilacı” olarak görülmesine Lekesizler’i özgürleştirdiğinden beri şahit oluyorduk. Özgür Şehirler genelinde yaptığı fetihler sonrası ibreyi Westeros’a çevirdiğinde ise böyle bir retorik kullanımını görebileceğimizi açıkçası düşünmemiştim. Tamam, ailesi cidden “yabancı istilacılar”dı ama Targaryenler bir şekilde Westeros’un ana unsurlarından biri olmayı başarmıştı. Dothrakilerin savaş alanında kullanılma ihtimali her ne kadar Cersei tarafından zenofobiyi kaşıma unsuru olarak kullanılsa da, Dany hakkında Lord Tarly’nin “yabancı istilacı” lafları, Dany’nin ileride karşılaşabileceği durumlar konusunda -özellikle yönetim açısından- hazırlıklı olması gerekliliğini gösterdi. Tabii, Westeros’ta bu denli milliyetçi ya da milliyetçiliğin ham hali toprakçılığın güçlü olmasının bize gösterilme sebebinin bu olmadığına inanıyorum. Asıl olay, White Walkerlar konusunda Yedi Krallık’ın tehdit algısı ile beraber “bir araya gelebileceği” gerçeğine seyirciyi inandırmak. Nitekim bölüm de bu doğrultuda önemli ipuçları sundu.

*Yazı Bölüme Dair Spoiler İçerir

Bran’ın White Walkerlar’ın Eastwatch’a doğru ilerlediğini görmesi zincirleme reaksiyonun başlangıcı oldu. Konu ile alakalı olarak, White Walkerlar’ın gelişini kuzgunla birçok yere bildirdi Bran. Bildirir bildirmez de bunun hemen bir politik olarak önemli bir malzeme olduğu özellikle Citadel’deki maesterlar tarafından onandı. Nitekim bu, Samwell Tarly’nin Citadel’den ayrılıp kendi yolunu çizmeye zorladı. Ancak, maesterların tam anlamıyla yanıldığını söylemek güç. Politik olarak, White Walkerlar’ın saldırıya hazır konumda olmaları önemli bir araç. Dany de, bu aracı kullanma maksadıyla doğu’ya ilerleyecek olan Jon’a bir söz verdi. Eğer, Cersei’yi White Walkerlar’ın geldiğine inandırabilirse Jon’un savaşında ona yardım edecekti. Ortak düşman karşısında, Dany’nin arkasında birleşilmesi her ne kadar olası gözükse de; Cersei’nin güvenirliği konusunda şüphe duymak hiçten bile değil. Ancak, Dany için denemeye değer bir risk. Eğer, Cersei’yi buna inandırıp onla ateşkes yapıp Kuzey’e gidip savaşırsa; öncelikle Jon ile beraber Kuzey’i yanına alıp Cersei karşısında önemli bir avantaj sağlayacak. İkincisi, Westeros’u White Walkerlar’dan kurtarıp, Lordların genelinde olan “yabancı istilacı” kimliğinden kurtulacak ve bu yolla yönetime geldiğinde önemli bir avantaj sağlamış olacak. Tabii, Dany açısından bu denli kazançlı bir hamlenin Cersei tarafında nasıl bir karşılık bulacağı henüz meçhul ama görülen o ki; Cersei’nin başka planları var.

Dany’nin üstte bahsettiğimiz planı, işlemeye başlamasının anahtar noktası tabii ki Cersei ile ateşkes pazarlığına oturmak idi. Bu noktada ise devreye Tyrion Lannister girdi. Davos Seaworth’un korsanlık yıllarından kalan King’s Landing’e sızma yöntemlerini kullanarak, Tyrion, Jaime ile görüşmeyi başardı ve onu ateşkes mesajını Cersei’ye  iletme konusunda ikna etti. İki kardeşin Bronn vasıtasıyla tekrardan bir araya gelmesi, Jaime tarafında Cersei’ye karşı bir tavır oluşturacağı yönünde bir algı oluştursa da; Jaime’nin gerçeği Cersei’ye söyledikten hemen sonra, Cersei’nin hamile olduğunu açıklaması işleri tekrardan karıştırdı. Aşk, Jaime’yi yine sersemletmeyi başardı ve Cersei’ye karşı cephe almasını iyicene zora soktu. Cersei, Dany’nin teklifi konusunda beklenileceği üzere şüpheye kapıldı ancak buna rağmen, ikilinin bir araya gelmesi büyük bir olasılık. Bir şekilde Euron’un bu görüşmede devreye girip, Dany’nin ejderhalarından birisini çalmasını beklemek çok da büyük hayalcilik olmaz.

Dany’nin Westeros’u birleştirme çabaları bir yana, aynı zamanda bölüm içerisinde parçalanmanın kıyısında olan Kuzey’i de izleme şansı bulduk. Daha önceki inceleme yazılarında, Sansa’nın bir şekilde Jon’un yerinde gözü olduğunu ve Littlefinger vasıtasıyla bir hamle yapabileceğini yazmıştım. Bu bölümde o yazdıklarımı destekler nitelikte emareler gördük. Özellikle, Arya’nın bu parçalanma konusunda Sansa’yı köşeye sıkıştırması; Jon’un bir an evvel Winterfell’e geri gelmezse bu sıkıntıların daha da ileri gidebileceğini gösterdi. Nitekim, Littlefinger’ın da ilgisi Arya üzerine kaymışa benziyor. Arya biraz ortalığı karıştırdı gibi, Jon ile eğer tekrardan bir araya gelirse ikisini beraber izlemek bayağı keyifli olacak.

Bu bölümde de sezonun genelinde olduğu gibi Reunionlara tanıklık ettik. Jaime – Tyron – Bronn, Tormund – Jon, Dany – Jorah Mormont, Davos – Gendry… Görüldüğü gibi liste kabarık. Fakat yine de bu kabarık listeden en tepeye çıkan bir isim var. O da Gendry. Kendisini en son, Davos tarafından Melissandre’nin elinden kaçırılırken görmüştük dizide. Şimdi ise Robert Baratheon’un piç oğlu Davos tarafından tekrardan denkleme sokuldu ve Jon ile tanıştırıldı gizemli bir şekilde. Gendry ne tarz bir rol oynayacak dizide açıkçası kestirmek zor. An itibariyle, iron throne’da hak iddia edebilecek konumda, babasının herhangi bir varisi kalmadığı için. Bu bir olasılık. Ancak piç olması ve daha da önemlisi destekçisi olmayan bir piç olması bu durumu biraz zorlaştırıyor. Geçtiğimiz sezonlarda, Cersei’nin 1. Sezondaki Robert Baratheon’dan olma çocuğunun doğar doğmaz öldüğü itirafı ile ilişkilendirilerek Gendry’nin annesinin Cersei olduğu yolunda fan teorileri ortalarda dolanıyordu. Bu, işi biraz değiştirebilecek bir durum. Her ne kadar dizinin genel absürdlüğü içinde düşündüğümüzde mantıklı gibi gelse de benim teorim çok daha kışkırtıcı ve sansasyonel. Jon Snow ile tanışması başka bir düşünceye itti beni Gendryh hakkında. Bu düşünce de, Gendry’nin Robert ile Lyanna’nın oğlu olması. Bu  Jon ile Gendry’yi hem kardeş yaparken, hem de  birbirine düşman iki kişinin oğulları yapıyor. Tam George R.R. Martin’in sevdiği türden bir ikililik. Tabii bu sadece bir his, öngörü bile değil. Belki Bran söyler onun da kim olduğunu?

Bölümün kuşkusuz en önemli kısmı ise Jon’un Drogon’u sevmesi idi. Dany’nin bu durumdan bayağı etkilendiği her halinden belliydi ve açıkçası Jon’la alakalı olarak merakını daha da arttıran bir etkilenme oldu bu. İkili arasında ilerleyen bölümlerde bir ilişki görme olasılığımız gittikçe artıyor. Ateş ve Buzun Şarkısı yavaştan söylenecek kıvama geliyor.