20.01.2018

İzlenmesi Gereken 10 Polonya Filmi

On the Silver Globe (1988, Na srebrnym globie)

Bilindiği gibi Andrzej Zulawski, sinema tarihinin en aykırı ve en ‘uçlarda’ dolanan yönetmenlerinden biri. Onun sinemasından çıkan bir bilimkurgu örneğinin normalliğin sınırları içinde dolanması beklenemez elbette. Ama “On the Silver Globe”, Zulawski’nin kendi sınırlarını bile aşıyor zaman zaman. Jerzy Zulawski’nin “The Moon Trilogy”sine dayanan filmin içeriğine geçmeden çekim öyküsünün yönetmen için son derece sancılı bir süreci temsil ettiğini belirtmemizde yarar var. Nitekim çekimler durdurulduğu için Zulawski filmin bir bölümünü daha sonra tamamlamak durumunda kalmış. Ama türlü zorluklara rağmen sonuçta ortaya Polonya yapımı bir bilimkurgu şaheseri çıkarmış… Büyük bir bölümü bir deniz kıyısında, kumsalda geçen, tanımsız bir ‘koloni’ ve dünya tasviri yaratan yönetmen, “On the Silver Globe”da kendi stilini ve aşırılıklarını, kalıpları zorlayan bir şekilde kullanıyor.

Esasen yönetmenin uyarlanan eserin meselesini ve konusunu ikinci plana attığını görebiliyoruz. Çünkü bu upuzun filmin çok farklı bölümleri, kimi zaman birbiriyle kaynaşmamış, boşluklarla dolu, uyumsuz duruyor. Bunun sebebi de dediğim gibi Zulawski’nin öyküyü arka plana atıp, neredeyse her sahneyi, her kareyi bir biçimsel gösteriye, bir görsel deneye dönüştürmesinde yatıyor. Onun çılgın kamera kullanımı, sinemasının en tanıdık özelliklerinden biri. Ama bu filmdeki çalışmasını ‘çılgın’dan çok ‘deli işi’ olarak anmalıyız sanırım. Zaman zaman bir astronotun kullandığı kameradan karakterin öznel bakışıyla filmi izlerken, zaman zaman da kendi halinde, serbest bir ‘ikinci göz’e şahit oluyoruz. Kamera yerinde durmak nedir bilmeden, ormanın içinde delicesine koşuyor, kumsaldaki tuzaklardan kaçıyor, düşüyor, karakterlerin arasına karışıyor ve yüzlerine sinsice yaklaşıyor.

Bu bir süre sonra filmin ana karakteri haline geliyor ve “On the Silver Globe”u histerik bir görsel şölene dönüştürüyor. Oyuncuların, özellikle Andrzej Seweryn’nin, “Possession”ın Adjani’si gibi bu ‘histeri’den payını aldığını da ekleyelim. Seweryn, krize tutulmuş gibi hareketler sergilediği ve konuştuğu, adeta bitmek bilmeyen tirad sahnelerinde yüzü ve sesiyle bir dönüşüm yaşarken, oyunculuk açısından da dudak uçuklatan bir performans sergiliyor… Kısacası “On the Silver Globe”, teknik açıdan nefes kesen, sinema tarihinin en ‘aşırılıklarla dolu’ bilimkurgu deneyimi. Yönetmenin “Possession” ve “Szamanka” ile birlikte en önemli işi ayrıca.