16.09.2023

Kentlerin Fotoğrafını Çeken Filmler

Metin KAÇAR

Undine

İmgelerle düşünceleri berraklaştırmanın en iyi yolunun bir mekandan beslenmek olduğundan söz eder Christian Petzold. Mekan kullanımı bir bakıma, seyirciye hisleri geçirebilmenin yegane yollarından biridir. Christian Petzold’un Undine filmi de tam da bu noktaya ışık tutar. Ana karakterimiz Undine, Berlin şehrinin kentsel gelişimi ve dönüşümü üzerine çalışan bir tarihçidir. Petzold, savaşlardan harabeye dönen, yıkımlara uğrayan hatta ikiye bölünen ama her şeye rağmen yeniden restore edilen Berlin şehri ile Undine arasında bir paralellik kurar. Tıpkı Berlin gibi Undine, her yıkımdan sonra yaralarını kendi başına sarar. Kalbi, Berlin gibi enkaz altındadır oysaki; ne o acılarını unutabilir ne de Berlin bütün restorasyon çalışmalarına rağmen savaşın izlerini silebilir. Berlin ve Undine için geçmişin bir yere gittiği yoktur. Geri alınamayan bir geçmiş zamanın sızısıdır en derinlerde duyulan.

Der Himmel Uber Berlin

Durak değiştirmeden bir de gökyüzünden bakmak gerekir Berlin’e. Mitolojik bir karakter olan Undine’den sonra, bu kez bir meleğin gözünden seyrederiz Berlin’i. Bu defa kente çok daha yakın, çok daha hakimiz, fakat hakim olduğumuz kadar da tüm yaşananlara tepkisiz kalmak, sadece gözlemci olmak zorundayız. Wim Wenders’in tüm savaş ve kıyımlardan önce bile Berlin’in üzerinde gezen iki meleğiyle, Berlin insanını; yaşamlarını tecrübe ederiz ve kentin geçmişten kalma acılarını bazen bir sirkte gezerken bazense harabelerin içinde dolanırken hissederiz.