28.05.2017

O AN: Christine

Tarihteki ilk ve tek canlı yayındaki intihar vakası.

Antonio Campos’un üçüncü uzun metrajı olan Christine, 15 Temmuz 1974’te Christine Chubbuck’ın (Rebecca Hall) sunduğu haber programı esnasında, canlı yayında intihar etmesini odağına almaktadır. Tarihteki ilk ve tek olan bu dehşet verici intihar, üzerinden yıllar geçmesine rağmen unutulmaz olaylar arasında hep yerine korumuştur. Lakin Christine’nin ailesinin girişimiyle intihar ettiği anların kayıtları her yerden silinmiştir. Yani bu büyük sansasyon yaratan, tv ekranlarında yaşanılan tek intihar vakasının hiçbir yerde gerçek görüntüsü bulunmamaktadır. Campos da hem Cristine Chubbuck’un çalkantılı hayat hikâyesi hem de hayatına son verişinin oldukça ilginç olması vesilesiyle tüm bunların kurmaca filmini yapma kararı alır. Oldukça da başarılı bir işe imza atan Campos, tüm yaşanılanları neredeyse bire bir aktarır perdeye.

Karşı olduğu yayın anlayışına okkalı bir tokat.

Muhabirlik yaparak başladığı kariyerine yerel bir kanalda sabah programı yaparak devam eden Christine Chubbuck, kanalın genel yayın yönetmeniyle sürekli fikirleri nedeniyle sürtüşmekte, hiçbir zaman aralarında ortak nokta bulamamaktadırlar. Christine’nin ilkeli yayın anlayışı ile Michael’in sansasyondan, kan ve şiddetten beslenen, seyircinin duygularını sömürecek haber anlayışı sürekli çakışmaktadır. Fakat Christine, adeta bir Don Kişot misali tek başına verdiği bu mücadeleye devam ettikçe mesleğinde bırak yükselmeyi sürekli arka plana itelendiğini fark eder. Zaten özel hayatında da fazlaca üst üste binen sorunları, geçmişten itibaren gelen psikolojik problemleri de eklenince… Christine, yaşadığı süre içerisinde yaşamadığı popülerliği belki de tek bir kere yaşamak ve bunu yaparken de karşı çıktığı yayın anlayışına okkalı bir tokat indirmek amacıyla, inanılması güç bir eylem gerçekleştirir.

İlkesiz yayın anlayışına karşı müthiş bir eylem.

Christine, her zamankinden çok daha sakin bir şekilde, tüm planını yapmış, okuyacağı metni hazırlamış, teçhizatını kuşanmış olarak kameraların karşısına geçer. Çok sevdiği kuklalarının içine yerleştirdiği tabancasını bir eliyle sürekli kontrol etmekte, hafif tedirginliğini ise bir türlü üstünden atamamaktadır. Fakat tuttuğu silahın onu sonsuzluğa uğurlayacağından oldukça emindir. Zira daha önce programına konuk ettiği polis memuruna,  en etkili intihar yöntemini ve nasıl yapılacağını canlı yayında sormuştur. Ve şimdi de bizzat ondan öğrendiği yöntemle gerçekleştirecektir. Yayın başlar, Christine önce hazırladığı metni okur, sonra da… Sonrası oldukça kanlı ve dehşet vericidir. Televizyon tarihinin belki de bir daha şahit olamayacağı, ilkesiz yayın anlayışına karşı müthiş bir eylem ama aynı zamanda da fazlasıyla hüzünlü, utanç vericidir yaşanılanlar.

Filmdeki intihar etmeden önce okunan metin:

“WZRB politikasına bağlı kalarak, size en çabuk, yerelden en kanlı ve en canlı haberleri sunma peşindeyiz. Tv 30 öncelikle bir televizyonun asıl amacını göstermek ister. Renkli ekranlarda girişimi yapılan bir intiharın özel görüntüleri…”

Gerçekten Christine Chubbuck’ın okuduğu metin:

“Kanal 40’da; polisin son haberlerini, son kanlı cinayetleri ve renkli yaşamları aktardık. Şimdi bir tanesini daha göreceksiniz…”