14.07.2018

O AN: Ex Machina

Konuk yazar: Yavuz ABUT

“Ya siz de, sizin yaptığınız gibi birileri tarafından test ediliyorsanız?”

Bilimkurgu yazarı Alex Garland’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Ex Machina, yapay zekâ kuramı için yeni bir şey söylememesine karşın, bilim kurgu sevenlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Şimdiden filmin yakın bir gelecekte iyi bir kült olacağı varsayımında bulunan fanatiklerinin sayısı da azımsanmayacak düzeyde.

Sesi, ruh hali, ilerleme hızı, karakter gelişimi, renkleri ile klostrofobik bir kutu filmi Ex Machina. Metropolis, AI, Blade Runner, Matrix ve hatta A Space Odyssey gibi işlerde aşina olduğumuz sibernetik âlemlere minik bir gezinti daha yapıyoruz. İnsanoğlunun öğrenmesi devam ettiği müddetçe bu yolculuk da, böylesi filmler de devam edecek.

Doğal yaşamdan izole edilmiş bir ortamda yapay zekâ üzerine çalışan bir bilim adamının, makine mi insandan çıkar insan mı makineden çıkar sorunsalına yanıt aradığı felsefik bir film.  Ortamın yaratıcısı Nathan, belirgin biçimde iki kutuplu, bozuk, egoist ve çoğu zaman sarhoş. Amaç basit, uygulaması ise zor: Çeşitli düşünce deneyleriyle bir robotun insani melekeler kazanabilmesi ihtimalleri seçilen bir kişi üzerinde test edilecek.

“Bir makinenin insani özelliklerini nasıl tayin edebilirsiniz?” İşte tam da bu sırada Ava adlı robot etrafında, tecrit edilmiş koşullarda birtakım deneylerle bunun ispatı gerekiyor. Caleb, Nathan’ın “Bluebook” teknoloji firmasındaki birçok çalışanından biri olarak, bir piyangoyu kazanma iddiası ile Nathan’ın laboratuvarına “denek” olarak getiriliyor. Kuzuyu kurda mantığı. Bu yüzden Wittgenstein’ın temel dil oyunu konseptinin bir örneği olarak bir düşünce robotunun kullanılması hiçte tesadüfi olmasa gerek. Zaten işin heyecanlı kısmı da burada: “Ya siz de, sizin yaptığınız gibi birileri tarafından test ediliyorsanız?”

Ava bir robot olarak, dünyayla ilgili birçok şeyi gerçekten bildiğini varsayıyor. “Bir makinenin gayesellik güdüsüyle düşünmesi mümkün mü?” diye sorarken vitesin sonlara doğru arttığını görüyoruz: “Ya hayatta kalma güdüsü bir robotta da hâsıl olursa?” Bununla birlikte, umutsuz ve tipik bir kusurluyu oynayan Caleb’in, Ava’yı özgür kılmaya çalıştığı “insanoğlu” girişimiyle duygudaşlık kurmaya davet ediliyoruz.

Günün birinde bir robotun insani özelliklerinin olup olmadığını kontrol etmek için o robotu test etmek istediğinizde kendinizden bile şüphe duyabilir, acaba ben de bir robot olabilir miyim diye içinizi kemiren sorgulamalarla başa çıkmak zorunda kalabilirsiniz. Kahramanımız filmin ortalarında doğru böyle bir saplantıya düşüyor. Özellikle bileklerini kesip kendi kanını akıtmaya kadar olan kısım ve o raddeye getiren sorgulamalar filmi tavan noktaya çıkarıyor.