21.12.2016
Kötü Filmler
Murat DURAL
San Andreas
Başroldeki Dwayne Johnson’ın bir kurtarma görevlisini canlandırdığı film, 9.6 şiddetindeki deprem sırasında yaşanan kaosu el alıyor. Kaygıya gerek yok, felaket filmlerinden biliyoruz ki, aile reisi baba olaya el koyacak. Babanın aşırı idealize edilmesi ise senaryonun akılcılık sınırlarını zorluyor. Hemen her taşıtı kullanabilirken gördüğümüz (sırasıyla helikopter, pikap, uçak, sürat teknesi) kurtarıcı baba, öylesine kendinden emin ki, tsunamiye karşı sürat teknesini sürüp dalgaları aşabiliyor. Şehre yıkılma etkisi veren CGI çıkarıldığında filmden geriye sadece Hollywood klişeleri kalıyor. Başlıca kötü karakterini deprem felaketinin temsil ettiği, ikinci kötü karakter olan zengin ve bencil “damat adayı”nın ikinci yarının başlarında öldüğü, başkarakterin ailesi dışındakilerin önemsiz figüranlar olduğu filmde her şey, Amerikan ailesinin bütünlüğüne yönelik bir katharsis duygusuna hizmet ediyor.
Osman Pazarlama
Şahan Gökbakar’ın reklamlardaki oyunculuğuyla Recep İvedik tiplemesi arasında görüyorum Osman Pazarlama’nın Osman’ını. Alt sınıftan gelen, kaba, esnaf ağzıyla reklamcılık dilini birleştirebilen bir tip… Aslında, filmin yapımcıları Gökbakar kardeşlerin ellerinde, iyi kullanılabilse iyi bir komedi filminin çıkmasına müsait bir malzeme var: Zihni sinir icatlar. Ama olmuyor, ne icatların tasarımında-işlevinde ne de esprilerin (“geri zekâlı” olduğu düşünülen karakterlere yönelik laf sokma denemelerinin) seviyesinde bir yaratıcılık söz konusu… Boşaltım sisteminin çeşitli eylemliliklerini, cinsiyetçi ve ırkçı konuşmaları espri yerine koyan senaryo, sıcak bir öyküye dönüşebilecek fikri; klişe, parçalı, kolaycı ve yer yer mide bulandırıcı bir başarı öyküsünün ötesine geçiremiyor.
Vice
Bruce Willis’in son yıllarda oynadığı filmler, bir kariyerin çöküşümün göstergeleri gibi. Yönetmen Miller’ın, Willis’i tanıtım görsellerinde kullanıp filmde çok az gösterdiği önceki filmi Prens’teki gibi, bu filmde de Willis başrolde değil ve bilindik birkaç mimiği etkileyici olmaya yetmiyor. Willis’in; robot olduklarını bilmeyen ve insan olduklarını zanneden kadınların çalıştığı bir “genelevin” patronu olduğu öykü, vadettiğinin aksine bilimkurgu bir veri içermiyor. Vice, kurşunlardan koşarak kaçan aksiyon kahramanı ve bir türlü ölmeyen kötü karakter klişesinin bir buçuk saate yayılmış hali gibi. Heyecan ile inandırıcılık aynı anda var olmayınca karşımıza oldukça başarısız, etkisiz, silik bir film çıkıyor.
Ertuğrul 1890
Ertuğrul 1890, birkaç kamu spotunun, propaganda videosunun, tanıtım filminin art arda sıralanmış hali gibi. Japonlarla dostluk ilişkilerini geliştirmek amacıyla gönderilen ve 1890 yılında Japon İmparatorluğu’na varan bir Osmanlı donanmasının dönüş yolunda tayfuna yakalanmasını ve 500’ün üzerinde kayıp vermesini konu alan filmin temel mesajı şöyle özetlenebilir: “Japonlar çok iyi insanlar, Türkler de iyiliği karşılıksız bırakacak değiller”. Yarısından sonra 1890 yılından 1985 yılına atlayan senaryoda, çatışma unsuru sayılabilecek, öykünün düğümünü oluşturabilecek bir olay ya da karakter yok. Sadece iyilik yapmakta bir süre direnen bir Japon doktor ve havaalanında birkaç dakika “mızmızlanıp”, motive edici bir konuşma sonrasında hemen “doğru yolu bulan” Türk vatandaşlar var… Filmdeki diplomatik akıl ve hamaset kokusu, sinemada samimiyetin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmış oluyor.
Git Başımdan
Annesiyle yaşayan “ezik” bir karakter Latif’in ete kemiğe bürünen iç sesini ele alan film; kafada yanan her ampulün bir filme dönüşmeyeceğinin kanıtı. Daha çok bir Eskişehir tanıtımı, bir tatil kampanyası reklamı, fazla uzatılmış bir orta metraj film, bir Kral TV Top 10 listesi gibi… Yan öykü ve yan karakterlerle desteklenmeyen, bol şarkıyla ve genel çekim manzara görüntüleriyle şişirilen fikir “Keşke başka bir şekilde değerlendirilseydi” dedirtiyor.
Not: Zaytung Sinema köşesi için hazırladığım yazılardan dolayı vizyonu son iki yıldır tam anlamıyla takip edebilmekteyim ve bu nedenle kötü filmlerle “mecburen” karşılaşmam da bu dönemde gerçekleşti. Dolayısıyla listemdeki filmler oldukça güncel yapımlardan oluştu.
