06.02.2018

Yönetmen Koltuğu: Alejandro Jodorowsky

1) Poesía sin fin (Sonsuz Şiir) – 2016

Alejandro Jodorowsky‘nin şimdilik son harikas,ı bir kez daha çılgınlığın gençlikle bir alakası olmadığını ispatlayan bir yapım. Zira kendi biyografisini perdeye yansıttığı üçlemenin ikinci ayağı olan Poesia Sin Fin, muhtemelen tam da gençlik yıllarına odaklanan bir yapım olduğundan dolayı çılgın, baş döndürücü, aykırı, radikal, başına buyruk. 88 yaşında değme gençlere taş çıkartan bir yaşam enerjisiyle Jodorowsky‘nin de perdede arz-ı endam ettiği film, sanatın kutsallığına tapınırken, aynı zamanda popüler olana, çoğunluğun sesine, diktatörlüğe, korkuya, muğlâklığa savaş açıyor.

Tam Anlamıyla Bir Hazine

Yeri geliyor sadece diktatörlüğü alkışlayan halka, aynı despot mantığın bekçisi babasına lafını esirgemezken yeri geliyor sosyalist şair Pablo Neruda’nın da muhtemelen popülerliğinden dolayı üstünü çizmekten çekinmiyor. Fellini’nin kadınlarından da esinlenen, feminizmin de buram buram hissedildiği, renklerin, müziklerin, sanatın her bir dalının boy gösterdiği, büyüleyici kadrajların izleyiciyi sımsıkı ele geçirdiği bu film, tam anlamıyla biz hazine.