17.09.2022
Son 30 Yılın En İyi Film Afişleri
Seçil Toprak
The Truman Show
Oldum olası küçük parçaların birleşiminden doğan ve anlamlı bir bütün oluşturan görselleri beğenmişimdir. The Truman Show filminin de afişlerinden biri tam da bu beğenime uyuyor. Ancak bu görsel birleşimin dışında filmin içeriğiyle de kurduğu incelikli yapı nedeniyle The Truman Show’un afişi bence sinema tarihinin en iyi afişlerinden biri. Truman’ın gündelik hayatına dair, bizim bildiğimiz ama onun bilmediği, izleyicinin gözünün önüne serilen hayatı, bu afişte bir araya getirilmiş. Üstelik başrol oyuncusu Jim Carrey’nin sinema dünyasında kendine edindiği “komik adam” tiplemesinden traji-komiğe evrildiği film, bunu afişiyle de öne çıkarıyor.
In the Mood for Love
Sinema tarihinin en nitelikli aşk filmlerinden biri olan Aşk Zamanı üzerinde çalışılmış birçok afiş var. Tabii biz bu dosyada resmi afişler üzerinden gitmeye çalıştık. O yüzden ben de bu afişi seçtim ama bilinmesini isterim ki bu filmin her afişini ayrı seviyorum. Bu afişte kendini iyiden iyiye hissettiren hüzün çok hoşuma gidiyor. Filmin, iki başkahramanın birbirlerinin hayatlarına teğet geçen, yer yer dokunan ama bunu göstermeyen, hissettiren yapısı adeta afişten dışarı fışkırıyor. Filmi izleyenler bu satırları eminin ki iliklerine kadar hissediyorlardır. Tony Leung’un Maggie Cheung’un yanına düşen gölgesi de filme dair çok hoş ipuçları içeriyor. Her ne kadar filmden alınan bir sahneyle dizayn edilen afişleri sevmesem de bu afişteki sahne, bana filmi yeniden yaşattığı için bu afişi çok seviyorum.
The Silence of the Lambs
Dosyamızın öne çıkan afişlerinden biri olacağını biliyordum Kuzuların Sessizliği filminin afişinin. Nasıl olmasın ki!.. Afişe baktığınız zaman başrol oyuncusu Jodie Foster’ın yüzünü görüyorsunuz ama kadının dudaklarının yerinde güve olması ve tam da konuşma organının üzerine yerleştirilmesi sessizliği derinden hissetmenizi sağlıyor. Sağlam bir psikolojik – gerilim ile karşı karşıya olduğumuzu afişe baktığımız anda anlıyoruz. Biraz daha dikkatli baktığımızda ise Salvador Dali’nin yedi çıplak kadın modelini kurukafa biçiminde düzenlediği portrenin kullanımı hayranlığımızı ikiye katlıyor. Gözlerin kırmızılığı, yüzün beyazlığı cinsellik ve saflığı çağrıştırması açısından da etkili bir kontrast yaratıyor. Sonuç itibarıyla da ortaya sadece 90’lardan günümüze olan bir zaman diliminde değil, tüm sinema tarihi içinde kendine has bir yeri olan afişlerden biri çıkıyor.
Perfect Blue
Animeler en sevdiğim türlerdendir. Üstelik psikolojik bir gerilim sunan ve yarattığı karakter ve görselliğiyle benim için unutulmazlar arasına giren Perfect Blue, afişine taşıdığı gece mavisi, lacivert tonlarıyla da dikkat çekici. Bir müzik grubunun eski bir üyesi olan ve kimliğini bilmediği birisi tarafından rahatsız edilmeye başlandıktan sonra gerçeklikle bağlarını koparan bir kadının öyküsünü anlatan film, afişine başkahramanı Mima’yı taşır. Mima’nın hem tekinsiz olabilen hem de belirgin bir hüznü barındıran dış görünüşü afişten adeta taşar.
Final Cut: Ladies and Gentlemen

2012 Macar yapımı bu film (yönetmen, György Pálfi), deneysel yapısıyla öne çıkan bir kurgu şaheseri. Bence 2000’lerin en etkileyici, unutulmaz, sinema aşkıyla donanmış filmlerinden de biri. Afiş hakkında çok bir şey söylemeye gerek yok aslında. Ben bu afişe baktığımda “sinema aşkı”nı görüyorum. Sinema tarihinden fışkıran “aşk”ı görüyorum.



