03.01.2018

Yönetmen Koltuğu: Andrey Zvyagintsev

1) Vozvrashchenie (Dönüş) – 2003

Zvyagintsev’in ilk filmi olan Vozvrashchenie sadece onun tüm dünyada tanınmasına değil aynı zamanda da küllerinden –özellikle de Andrey Tarkovski’nin- yeniden doğan Rus Sineması’nın da müjdeleyicisi olmuştur. Sovyet döneminden sonra adeta yok oluş sürecine girmiş bir sinemanın büyük ustaların izinden yürüyerek onlara selam göndererek yaratılan bu film, Rusya topraklarındaki anlatılacak eşsiz hikâyelerin varlığına ve hâlâ gün yüzü görmemiş yeteneklerin varlığına ışık tutar aynı zamanda. Zvyagintsev, Tarkovski ustanın sinemasının en önemli nüvelerini heybesine doldurarak kamera arkasına geçerek bir baba ile oğullar (Tanrı ile kulları) ya da bir büyüme (insanlığın evrimi) hikâyesine imza atar.

Yıllardır eve uğramayan Andrey ile İvan’ın suretini bile hatırlamadıkları baba, bir gün çıkagelir ve oğullarını yanına alıp bir yolculuğa çıkar. Yıllardır görmediği, büyümelerine şahit olmadığı çocuklarına babalık yapmaya çalışır bu adam! İvan ile Andrey’in babaları ile karşılaşmadan önceki süreçten başlayıp babalarına kavuşmaları, onunla zaman geçirmelerine ve onu kaybetmelerine evrilen sürece şahit olduğumuz film, kısa zamanda büyük bir değişime şahit eder bizleri. Film boyunca birçok farklı durum ile karşılaşmak mümkün. Karşılaşma, kabulleniş, isyan, sorgulayış, iman, inkâr ve daha niceleri…

Çocuk yaşta babası tarafından terk edilen Zvyagintsev’in bir nevi otobiyografisi olarak da okuyabileceğimiz filmde, babanın Tanrı veya İsa yerine koyulduğu su götürmez bir gerçek. Babanın yatakta yatarkenki görüntüsü, İtalyan Rönesans ressamı Andrea Mantegna’nın çizmiş olduğu Lamentation of Christ (Ölü İsa) resminin neredeyse bire bir yansımasıyken, babanın fotoğrafının frenkslerle dolu dini bir kitabın sayfalarının arasında durması ve babanın uyandıktan sonra ailesi (havarileri) –Andrey ve İvan da İsa’nın havarilerinden alır isimlerini- ile birlikte şarap eşliğindeki yemek yeme ritüeli İsa’nın son akşam yemeğinin bir türevi gibi neden okunmasın? Film bu gibi birçok dini referansdan beslenirken asla Tarkovski gibi dini kutsama yoluna tam olarak gitmese de Hıristiyanlık dini ile olan gönül bağını da saklayamıyor. En önemlisi ise yönetmenin daha sonraki filmlerine hatta son filmi Nelyubov’un temel meselesi olacak olan sevgisizlik mevzusunun da ilk tohumlarını filmografisine katıyor.

Asla öğrenemeyeceğimiz sırları (babanın yolculuk boyunca telefon ile kimlerle konuştuğu, sakladığı yerden çıkardığı sandığın içinde ne olduğu gibi), güçlü alt metni, dini referansları, muhteşem görüntü yönetimi, doğal oyunculukları, Zvyagintsev sinemasının ana renkleri olacak olan mavi, gri, yeşilin hâkimiyeti ve daha niceleri… Tanışmamış olmanın büyük bir talihsizlik sayılacağı bir film Vozvrashchenie.