06.06.2017

Yönetmen Koltuğu: Pedro Costa

2) Juventude Em Marcha (Gençler Yürüyor) – 2006

Costa’nın Fontainhas üçlemesinin son filmi olan Juventude Em Marcha, kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan Fontainhas’ın yok oluşuna yakılan bir ağıt aslında. Ossos ve No Quarto Da Vanda sayesinde konuk olduğumuz Yeşil Burun Adalıları göçmenlerinin mahallesi olan Fontainhas’in sahiplerinden koparılışı neredeyse bitmek üzeredir. Hatta mahallenin sakinlerinden birçoğu, onlara inşa edilen toplu konuta taşınmışlardır.

Bunlardan bazıları da Vanda ve Ventura’dır. Fakat Ventura’nın karısı onunla gelmeyi reddetmiştir. Ne de olsa kendi elleriyle yarattıkları, bir nevi kendilerini korkularından, tehlikelerden koruyan, yabancısı oldukları bir ülkeye, kültüre karşı özlerini korumaya çalıştıkları bir fanustu Fontainhas. Bu nedenle her ne kadar Ventura, toplu konuta geçmiş olsa da her gün daha da boşalan mahalleye gitmektedir. Ventura günlerini ya Fontainhas’taki çocuklarının evlerinde ya da toplu konutlara taşınan Vanda’nın evinde geçirmektedir. Ventura adeta bu hayatta arafı yaşamaktadır desek yeridir. Zira Ventura ne Fontainhas’ta ne de toplu konutta yaşayabilmekte, iki taraf arasında salınıp, durmaktadır. Bu süreç, kaçınılmaz bir şekilde Ventura’yı daha da tüketmektedir.

Özgürleşen Seyircinin Omuzlarına Binen Ağır Bir Yük

Filmlerinde ilk dönemkiler hariç neredeyse hiç ışık kullanmayan Costa, genelde bizleri, tercih ettiği mekânlardan da dolayı karanlık, kasvetli bir atmosfere maruz bırakır. Lakin bu filmde bembeyaz duvarları ve steril daireleriyle toplu konutların varlığı filmde yer yer aydınlık bir atmosfer yaratır. Lakin asıl mevzu da burada patlak verir; birbirinin aynı, simetrik, temiz, aynı renk olan bu bembeyaz, tertemiz binalar, Fontainhas’taki yaşamı bırak aşmayı yerini bile alamaz. Çünkü bu ruhsuz binalar, asla dişleriyle, tırnaklarıyla hayata tutunan göçmenlerin dostluklarını, kültürlerini, sevgilerini veya kötü alışkanlıklarını her bir adımına aşıladıkları bir mahalle ile asla boy ölçüşemez.

Costa, No Quarto Da Vanda’dan aldığı feyz ile uzun bir süre yerinden kıpırdamayan, mükemmel bir dinleyici olan kamerasıyla yine bizlere upuzun sahneler sunuyor. Birbirini takip eden yıkık-dökük, kasvetli Fontainhas ile yeni, aydınlık toplu konutlar arasında gidip- gelen, böylece zıtlıklar arasında seyirciyi bırakarak, sorgulamaya, düşünmeye açık kapı bırakan filmin, hayaller ve gerçekler arasındaki uçuruma ışık tuttuğunu söylemek gerek. Ventura’nın sevgilisine “yüz bin sigara, bir sürü elbise, bir araba, küçük bir kâğıt ev, üç kuruşluk bir buket” alma hayali eşliğinde koltuğunda özgürleşen seyircinin, omuzlarına ağır bir yük bindiriyor Costa.