06.12.2017

Yönetmen Koltuğu: Aki Kaurismäki

4) Tulitikkutehtaan tyttö (Kibritçi Kız) – 1990

Oh, nasıl da bütün o tatlı rüyalarımı asılsız hayallere çevirdin.

Gözlerim soğuk zalim toprağı görüyor.

 Aşkımın çiçeği öldü ve soğuk güvenimi öldürdü.

Her şeyini verdiğinde eline geçen sadece hayal kırıklığıysa…

Anıların yükü taşınamayacak kadar ağırlaşır.

Aşkın çiçeği artık parlamayacak.

Donuk gözlerin ve soğuk gülüşün onu soldurdu.

Her şeyini verdiğinde eline geçen sadece hayal kırıklığıysa…

Finalinde bu şarkı sözleriyle seyirciye veda eden Tulitikkutehtaan tyttö, Kaurismäki’nin işçi üçlemesinin son halkası. Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in unutulmaz masalı Kibritçi Kız’ın serbest bir uyarlaması olan bu film, bir nevi bir büyüme hikâyesi olarak da okunabilir. Zira bir genç kız olarak yaşadığı tüm zorluklara ve itilmişliğe rağmen hayalleriyle soluk alan İris, her ne kadar uzunca bir süre hayallerine tutunmaya çalışsa da başarılı olamaz. Hayatının en büyük hayal kırıklıkları sonucunda bir anda masal dünyasından çıkarak gerçek dünyaya geçiş yapar İris. Fakat büyümek onu fazlasıyla incitmiş olacak ki onu büyütenlerden intikam almakta mani görmez asla.

İris, tıpkı masallardaki gibi beyaz atlı prensini bulup hem aşkı tatmayı hem de yaşadığı sefil hayattan kurtulmayı, sınıf atlamayı hayal eder. Ama İris, bir Kaurismäki, filminin karakteridir. Ve Kaurismäki, sınıf atlama hayali kuran karakterlerini en ağır şekilde cezalandırır hiç kuşkusuz. Zira üst sınıftan nefret eder ve bu sınıftan olan ya da o sınıfa geçmek isteyen kendi yarattığı başkarakteri olsa da durum değişmez. İris, büyük bir hataya düşmüştür ve artık onu kimse kurtaramaz ne yazık ki… Kaurismäki, oldukça hunharca hırpalar İris’i filmde. En ağır, sert büyümelerden birine maruz kalan İris de bu zor sınavdan sonra intikam ateşini ateşler. Üstelik tam da alt sınıfın kullanacağı, düşük maliyetli bir yöntemle…

Film, tıpkı yıllarca çocuklara okutulan fakat aslında oldukça sert, trajik bir yapıya sahip Kibritçi Kız masalı gibi hayal dünyasının dehlizlerinde başlayıp kan dondurucu bir intikama dönüşmekte geç kalmaz. Hatta Tulitikkutehtaan tyttö, bu anlamda Kaurismäki’nin de mizahından en az beslenen, finalinde bile umudu veremeyen filmi.