19.09.2017

Yönetmen Koltuğu: Jafar Panahi

1)Ayneh (Ayna) – 1997

Panahi’nin kariyerinin ikinci filmi Ayneh, bir küçük kız çocuğunun peşinden sürükler bizleri. Okuldan çıkan Mina, annesi onu almaya gelmediği için koskoca Tahran sokaklarında kendi başının çaresine bakmak zorunda kalır. Bir başına evinin yolunu bulmaya çalışan Mina, kendisine yarım yamalak yardımcı olan büyüklerden de gereken desteği bulamadıkça keşmekeşin ortasında sürüklenip durur. Bir an bile peşinden ayrılmadığımız Mina, kolu alçılı ve tedirgin haliyle bizleri içine düştüğü duruma öylesine kaptırır ki hissettiği korkuyu, çaresizliği iliklerimizde hissederiz adeta. Lakin bir an gelir ki her şey bambaşka bir boyuta taşınır. Filmin ortasında bizleri karşılayan sahne, bir kez daha İran sinemasına ve Panahi evrenine hayran kalmamıza sebep olur. Film, kurmaca olarak başladığı yolculuğunu başrol oyuncusu Mina’nın müdahalesi ile belgesel olarak devam ettirir. Mina, gerçeğin aynadaki yansımasını yani gerçek hayattaki yaşantının kamera vasıtasıyla kurmacaya dönüştüğü anı kırarak tekrar gerçeğe dönüşe sebep olur.

Locarno Film Festivali’nden Altın Leopar, İstanbul Film Festivali’nden de Altın Lale ödülünü kazanan, kurmaca ile gerçeğin iç içe geçtiği bir nevi film içinde film diyebileceğimiz Ayneh, filmin ortasındaki bu kırılma sahnesiyle akıllara durgunluk verecek bir iş başarmıştır hiç kuşkusuz. Tüm benliğini ele geçirdiği seyirciyi aniden dışarıya itekleyen film, elbette Mina’nın muhteşem performansına çok şey borçlu. Zira gelmiş geçmiş en başarılı çocuk performansının sahibi olan Mina, kadına hiç değer verilmeyen bir ülkede, elbette Panahi sayesinde perdede devleşip herkese posta koyar tüm kadınlar ve çocuklar adına.