31.08.2017

Zorluklara Rağmen Mesleğine Devam Eden 10 Oyuncu

Meryl Streep ve John Cazale – The Deer Hunter

John Cazale kansere yenik düştüğünde Meryl Streep’le olan ilişkisinin ikinci yılında ve kariyerinin zirvesindeydi. 1970’li yılların en ünlü filmlerinin bir kısmında rol almıştı; iki Godfather filmi, The Conversation, Dog Day Afternoon ve The Deer Hunter gibi.

The Deer Hunter hali hazırda ölüm, işkence, keder ve buhran dolu bir film. Filmin en sonunda hayatta kalan bütün karakterler gözlerini aşağı çevirmiş, yere bakıyorlardı.

Bu sahnede olan duygusal yoğunluk başarılı oyunculukların yanında sette var olan üzüntüden kaynaklanıyordu. Cazale yavaş yavaş ölüyordu ve bu sahne büyük ihtimalle yer alacağı son sahneydi. Çekimler boyunca senaryodan Cazale’nin bazı sözleri çıkarılmaya başlanmıştı çünkü durumu gittikçe ilerliyor ve oynayamayacak hale geliyordu. Çekimlerden kısa bir süre sonra yatalak hale geldi. Bütün süreçte Streep yanı başındaydı.

Aktörün ölümünden bir yıl sonra Streep konu hakkında “Kendi ölümlülüğümle yüzleşmeme sebep oldu.” diyerek konuştu. Özellikle son sahneden yola çıkarak benzer düşüncelerin bütün sete hakim olduğu söylenebilir.

 

Judy Garland – A Star is Born

Judy Garland denince akıllara gelen ilk konulardan biri ne yazık ki genç yaşta elde edilen ünün hayatı nasıl etkilediğidir. Kariyerine çok parlak bir şekilde The Wizard of Oz ve Meet Me In St. Louis gibi filmlerle başlayan Garland müzikallerin vazgeçilmeziydi. Vincente Minnelli ile evlenen Liza Minnelli ve Sidney Luft’tan iki çocuğun daha annesiydi. Ne yazık ki ailevi sorunları tek derdi değildi. Kariyerine çocuk yaşta, çok hızlı bir şekilde başlaması ilerleyen zamanlarda psikiyatrik yardım almasını gerektirdi.

Filmlerle bu derece üne ulaşan ilk oyunculardan olan Garland, nasıl göründüğüne, davrandığına hatta en genel haliyle nasıl olduğuna dair sayısız eleştirilere maruz kalıyordu. Bu durum aktrisi yine fazlasıyla mercek altında olan alkol ve uyuşturucu bağımlılığına itti, arkasından ise finansal problemleri başladı.

Başından geçenlerden sonra Garland, A Star Is Born’un yeniden çevirisinde rol alarak muhteşem geri dönüşünü gerçekleştirdi. Eleştirmenler tarafından aktrisin en iyi performansı olarak görüldü. Önemli bir nokta ise filmde Garland’ın karakterinin başka bir karakterin bağımlılıklarına ve kendisini nasıl yok ettiğine dikkat çekiyor olması.

Performansı kendisine Oscar adaylığı getirdi ve kazanması o kadar bekleniyordu ki ödüller esnasında oğlunun doğumu sebebiyle kaldığı hastane odasına kamera ekibi yollandı. Fakat Grace Kelly kazandı ve maalesef ilerleyen yıllarda başka bir adaylığı olmadı.