31.08.2017

Zorluklara Rağmen Mesleğine Devam Eden 10 Oyuncu

Liam Neeson – 2009 sonrası aksiyon filmleri

Başlığın belirsizliği Liam Neeson tarafından yapılmış kişisel bir açıklamaya dayanıyor. Hollywood’un akıllara kazınmış, her şeye rağmen birlikte kalmış diyince akla gelen ilk çiftlerden biri Liam Neeson ve Natasha Richarson’dı.

2009’da, ilk Taken filmi sinemaları kasıp kavurduktan sonra, Neeson yeni filminin çekimleri için Toronto’dayken karısı korkunç bir kayak kazası geçirdi. Kaza sonucunda Richardson’ın beyin ölümü gerçekleşti ve yaşam destek ünitesine bağlı kaldı. Neeson ve Richarson’ın birbirlerini olası bir durumda yaşam destek ünitesine bağlı bırakmama sözlerinden dolayı Richardson çok geçmeden hayatını kaybetti.

Neeson kendi ve ailesi için bu acıyla başa çıkmanın bir yolunu ararken Taken ile keşfettiği yeni aksiyon filmi sektörü hayatına yeni bir yön kazandırdı.

Bunun sonucunda Neeson aksiyon filmlerinde rol almaya başladı. The Grey, Unknown, Battleship, Non-Stop, Run All Night ve yeni Taken filmleri gibi yapımların titiz programları oyuncuyu zinde tuttu ve genel olarak sağlıklı girişimler oldu. Eşinin kendisiyle gurur duyacağını ve tam tersi halinde kendisinin de aynısını yapacağını söyledi.

 

Keanu Reeves – Speed

Keanu Reeves hayatının birden fazla aşaması düşünülerek bu listeye dahil olabilirdi. Çocukken babası tarafından terk edildi, sevgilisi Jennifer Syme çocuğunu kaybettikten sonra tahminen arabasıyla intihar etti. Kız kardeşi yıllarca lösemiyle savaştı. Reeves’in hayatındaki travmalar saymakla bitmez ancak bunlardan biri medyaya diğerlerinden daha fazla yansıdı.

My Own Private Idaho filminde Reeves’le rol alan ve çok yakın arkadaşı olan River Phoenix, jenerasyonunun Marlon Brando’su veya James Dean’i sayılan yeni yetenek, 23 yaşında aşırı dozdan hayatını kaybetti.

Reeves haberi aldığında Speed’in çekimlerindeydi ve sonucunda ruhsal bir çöküntü yaşadı. Yönetmen Jan de Bon, Reeves’in bütün ihtiyaçlarını karşılamaya, gereğince sahne ve çekim saatlerini ayarlamaya çalıştı. Reeves daha sonra bu çabaların aksine çekimlerde daha çok bulunmaya kart verdi.

Korkutucu bir şekilde Reeves dublör kullanmayı reddetmeye başlamıştı ve tehlikeli sahneleri kendisi çekmek istiyordu. Bunu üstü kapalı bir ölüm arzusu olarak gören Bont bu isteği reddetti. Reeves’in arası eleştirmenlerle pek iyi olmamış olsa da yaşadığı her şeyden sonra kendini işine ne kadar adadığı görülüyor. Performanslarını saymazsak alçak gönüllülüğü ve zor zamanları kuvvetiyle atlatmış olması bunun en belirgin işaretlerinden biri.

 

Kaynak: Taste Of Cinema