16.05.2016

2015’in Gözden Kaçan Filmleri

Gözden Kaçan Filmler

Halil İbrahim Sağlam

Risttuules

2015 yılında filmlerle ilgili 2. Dünya Savaşı denildiğinde herkesin aklına tartışmasız Son of Saul geliyor. Fakat kanımca öyle bir film vardı ki, Son of Saul’dan bile iyiydi ama Filmekimi’nde değil de !f İstanbul’da gösterildiği için çoğu kişi adını bile duymadı. Üstelik Laszlo Nemes’in Son of Saul’u nasıl bir ilk film ise, Martti Helde’nin Risttuules’i de gözlerinize inanamayacağınız bir ilk film. Helde’nin 4 yılda tamamladığı Risttuules, enfes tek plan sekanslarını oyuncularını çoğu sahnede dondurmak gibi oldukça zor koreografiye adapte ediyor, adeta bir 2. Dünya Savaşı müzesinde gezinirmişcesine mektup ve dış sesler üzerinden de tarihi, acıları, yıkımları, kayıpları şiirsel bir sinema büyüsüyle belgelemeyi başarıyor.

The Forbidden Room

Guy Maddin’in son harikası olan The Forbidden Room, “!f İstanbul’da gösterildiğinde adeta salon terk ettirme rekoru kırmıştı. Maddin’in eşsiz “auteur” sineması izleyiciyi gerçeküstücü bir bilinçaltının derinliklerine davet ederken katman katman derinleşiyor, adeta bir kara delikte kaybolmuş hissiyatı yaratıyordu. Filmde Mathieu Amalric, Charlotte Rampling ve Udo Kier gibi oyuncular yer almasına rağmen film bittikten sonra oynadıklarını fark etmemeniz bile açıklanamayacak bir yüksek zekanın ürünü olarak hafızalara kazınıyordu. Forbidden Room, belki de rüyaların en katmanlısı ve kabusların en deriniydi, hepsinden önemlisi sinemada hiçbir kural tanımadan hareket ediyor ve sinemaya gerçekten aşık bir yönetmenin sinefil bilinçaltını unutulmaz bir şekilde gözler önüne seriyordu.