23.04.2019

İzlenmeye Değer 20 Doğu Avrupa Bilim Kurgu Filmi

6. On the Silver Globe (Andrzej Zulawski, 1988)

Andrzej Zulawski, sinema severler arasında garip, başarılı ve bir o kadar da rahatsız edici olan Possession ile çok iyi biliniyor. On the Silver Globe, yönetmenin büyük amcası Jerzy Zulawski’nin romanına dayanıyor. Film, yönetmen için zamanında sansür korkusuyla kaçtığı Polonya’ya geri dönüşünü işaret etmişti. Ne yazık ki, yeni bir kültürel ilişkiler bakanı atanınca, Zulawski’nin korkuları korkunç bir gerçek haline geldi. Filmin konusu, Polonya’nın Sovyet yetkilileriyle olan mücadelesini anlatan bir alegori olarak yorumlandı ve tüm görüntülerin imha edilmesi kararlaştırıldı. Neyse ki Zulawski, filmin yüzde seksenini tamamladı ve görüntüler yok edilmedi. Film 1988 Cannes Film Festivali’nde takdire değer bir kitleye gösterildi. . Belli sebeplerden ötürü, biraz birlik olmamasına rağmen, film, türün daha da genişlemesine ilgi duyan herkes için görsel olarak büyüleyici bir deney.

5. Hard to be a God (Aleksei German, 2013)

Aleksei German’ın filmi, yarısı gerçek ve diğer yarısı fantastik olan dünya üzerindeki bir yolculuğu anlatıyor. Film Tarkovsky’nin Stalker’ı gibi, Strugatsky kardeşlerin hikayesine dayanıyor.

Konu, özellikle de temel aldığı romanı bilmeyen izleyiciler için bu kadar kolay değildir.
Bir bilim insanı olan ana karakter, kabusa benzeyen ve feodal Avrupa’yı hatırlatan uzak dünyaya gönderilir.

Bilim insanı, orada ne için bulunduğunu unutur ve yerlileri gücü ve zekası ile etkileyerek tanrısal bir konuma sahip olur. Onun görevi ilk elden kültürel bir rönesansın olmasıydı.

Hard To Be A God 2003 yılında çekilmeye başlandı, ve ancak 10 yıl sonra bitebildi. Ancak bu durum filmi izleyen birisi için çok da şaşırtıcı değil. Setlerin planlanmasının yıllarca sürdüğü anlaşılabiliyor. Kameranın olağanüstü kullanımı da buna dahil.

Kamera genellikle bir belgesel çekiyormuş gibi hareket ediyor. Karakterler sıklıkla doğrudan kameraya bakarken görülebilirler. Ancak kameranın her spontane hareketinde gerçek bir sanatın ve yönetmenin hayal gücünün eserinin olduğu aşikar.

German maalesef eserinin bitmiş halini göremeden öldü. Oğlu, filmin sürülmesinden önce ses ve kurgudaki eksikleri tamamladı.