23.04.2019

İzlenmeye Değer 20 Doğu Avrupa Bilim Kurgu Filmi

2. Stalker (Andrei Tarkovsky, 1979)

Stalker, Boris ve Arkady Strugatsky’nin bir bilim kurgu romanı olan Roadside Picnic’in serbest bir uyarlamasıdır. Tarkovsky kitaptan birkaç ana fikri kullanıyor, ancak bu fikirleri derin felsefi ve düşünceli amaçlara yönlendiriyor.

Tamamen distopik bir gelecekte,Stalker, The Zone isimli askerler tarafından kapatılan bir bölgeye gitmek isteyen insanlara rehberlik eden kişi. Efsaneye göre The Zone, hayallerinizin gerçek olduğu yer. Filmin kahramanlarına isimler verilmez, daha ziyade kendi meslekleri tarafından tanımlanırlar:Yazar ve Profesör gibi.

Filmin dış mekan çekimleri tamamlandıktan sonra, filmin yanlış basıldığı ortaya çıkıyor. Filmde o dönem Sovyet Rusya’da olmayan bir kodak film kullanılıyormuş ancak filmi her zamanki gibi bastıkları için bütün filmler yanmış. Daha sonra Tarkovsky filmi baştan sona çekmiştir ki bu bizzat onun hoşuna bile gitmiştir çünkü filmde hoşuna gitmeyen birçok çekim varmış. Ayrıca filmdeki The Zone bölgesindeki çekimlerin yapıldığı yer Estonya,Tallinn’de hidroelektrik ve kimsayal fabrikaların yanındaymış. Bu yüzden ekipte çalışanların yüzlerinde hasarlar oluştu ve hatta yıllar sonra kansere bağlı ölümler ortaya çıktı.

Birçokları için bu film, Contemplative Sinema’nın en temel örneğidir.

1. War of the World: The Next Century (Piotr Szulkin, 1981)

Her ne kadar uzun ve ilgi çekicilikten uzak bir isme sahip olsa da, Piote Szulkin’in War of The World filmi bütünüyle underrated kalmış bir Polonya distopik bilim kurgu filmi. Doğu Avrupa’daki pek çok distopik filmde olduğu gibi, filmdeki kurgu ile yönetmenin yaşadığı Sovyet diktatörlüğü deneyimi arasındaki benzerlikler oldukça bariz. Filmin ana karakteri olan Iron Dem, popüler bir televizyon programı sunucusu. Filmde Dünya, Mars’tan gelen üstün bir uzaylı ırkı tarafından gizli bir şekilde sömürgeleştiriliyor. Iron Dem, Marslılar ve onların işbirlikçileri tarafından kontrol edilen devletin bir nevi ağızlığı olduğu için artan baskıyla karşı karşıya kalıyor. Direniş gösterdiği zaman ise, TV sunucusu giderek acımasız yöntemlerle karşılaşıyor.

Kaynak: taste of cinema