13.10.2017

Yönetmen Koltuğu: Agnieszka Holland

1) In Darkness (Karanlıkta Kalanlar) – 2011

1943 yılında Lviv’de geçen film, bugüne kadar çekilmiş tüm Holokost filmleri arasından birçok yönden sıyrılan hatta bana kalırsa en iyi üç arasında yer bulacak bir yapım. Zira birçok Holokost filminde izlediğimiz gibi bir toplama kampına, ölüme, vahşete bizleri pek de tanık etmeden savaşın ve elbette soykırımın nasıl büyük bir acımasızlık olduğunu gözler önüne sermekte oldukça usta. Geçen yıllarda izlediğimiz Saul Fia’da da tek bir kişinin gömülmesi uğruna yapılan mücadeleyi izlediğimiz gibi In Darkness’da da küçük bir grubun hayatta kalma mücadelesi var. Fakat bu küçük grubun mücadelesi ve onlara yardım eden Sosha adlı karakterin bir nevi dönüşümü çok daha etkileyici bir yapı çıkarmakta ortaya.

Filmin çok büyük bir kısmının yeraltında daha doğrusu kanalizasyonda geçmesi anlatılanların acısına uyum sağlayacak kadar kasvetli bir atmosfer yaratırken neredeyse siyah-beyazı andıran renksiz görüntüsü de azımsanmayacak bir detay. Fakat Holland, koca derya da minik bir damla kadar da olsa bir umut vardır demekte; renksiz tuvaline serpiştirdiği pastel renk detaylarıyla. Özellikle koca tuvalinde kendine yer bulan minik kırmızı detaylar genelde hep acılı yüzünü gösteren hayatın minik sürprizlerini andırır. Ve tüm bu incelikli detayların yanında hafiften içeriye süzülen ışık huzmelerinin, havada uçuşan ve adeta peri tozunu andıran toz zerreciklerinin varlığı seyirciyi tanık ettiği hikâyenin içine süzülen şahane detaylar olur.

Görüntü yönetimi, ustalık yaratılan metaforlar (kanalizasyonda doğan çocuğun İsa tasviri), yukarıdaki hayat ile aşağıdaki hayatın etkili bir kıyasını yapabilmek adına başarıyla kotarılan entelektüel kurgunun etkisi, güçlü karakter yaratımı, hayran olunası oyunculuklar ve daha niceleri… Oscar’da Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday olan In Darkness, benzeri bir daha yapılamayacak kadar özel olanlardan hiç kuşkusuz.