19.07.2017

Yönetmen Koltuğu: Jacques Tati

3)Trafic (Trafik) – 1971

Tati’nin son kurmaca filmi olan Trafic, bu kez alanını daha da büyüterek Avrupa’nın birkaç ülkesi arasında bir alana yayıyor hikâyesini. İlk filminde köyü tercih eden Tati, daha sonra kasaba, büyükşehir, metropol ve son olarak da Avrupa gibi daha büyük bir alana yöneltir eleştirilerini. Her filminde olduğu gibi bu filmde de en büyük suçlu Amerika ve onların her yaptığına özenen, özünü terk ederek, başka bir kültürün himayesine giren Fransızlar hatta Avrupalılardır.

Mösyö Hulot, Trafic’de hepimizi şaşırtarak saygın bir çalışan olarak çıkar karşımıza. Bir otomotiv şirketinde, otomotiv tasarımı yapan Mösyö Hulot, elbette sakarlıklarından ve talihsizliklerinden sıyrılamamıştır hâlâ. Mösyö Hulot, doyumsuz, sürekli daha da işlevsel eşyalar, mekânlar isteyen insanlık için ultra işlevsel bir kamp aracı tasarlar. Böylece Tati, bu kez bizleri Mon oncle’daki gibi bir eve ya da Playtime’daki gibi iş merkezlerine değil de onlardan kalır yanı olmayan bir araca maruz bırakıyor.

Trafikte İnsan Halleri

Kamp aracını tasarlayan Mösyö Hulot, araba şirketinin halkla ilişkiler sorumlusu Maria ile birlikte Hollanda’da gerçekleşen bir araba fuarına gitmek için yola koyulurlar. Elbette Mösyö Hulot’un olduğu yolculuğun başı beladan kurtulmaz. Mösyö Hulot’un yol hikâyesi olarak da tanımlayabileceğimiz Trafic, aynı zamanda Mösyö Hulot ile Maria arasındaki zıtlıktan da beslenmeyi bilir. Mon oncle’daki zıt hayatlar, bu kez Maria üzerinden şekillenir. Maria, Mösyö Hulot’un aksine çabuk karar verebilen, işini hemen yapıp, bitirmeye odaklanmış, her yere anında yetişen, sürekli ortamına göre kıyafetlerini değiştirebilen, bukalemun gibi bir kadındır. Maria modern dünyanın tam da aradığı özellikleri bünyesinde barındıran Mösyö Hulot’un tam zıttı bir karakter çizer. Bu ikilinin ortaklığı ise elbette oldukça izlenilebilirliği arttıran etkenlerden biri olur. Zira bu çatışma, filmin asıl meselesini sürekli besler.

Her geçen gün araba alımının çılgınlık noktasına vardığı Fransa’da Tati’nin bu filmi yapması elbette tesadüf değildir. Bu araba tüketimi çılgınlığına karşı duruşunu belli etmek isteyen Tati, sadece bununla da kalmaz adeta belgeselci bir gözle trafikte kalan insanların bin bir türlü hallerini perdeye taşır. Sıkışan trafikte kalan insanların yaptıklarını izlediğimiz bu sahneler adeta gerçekten yakalanan anları izliyormuş hissi uyandırır. Tati aynı zamanda Playtime’da iş yerleri gibi yerlerde sıkışmış insan hallerini, yollarda, arabalar arasında resmeder. Kısacası Tati, Mösyö Hulot ile bizleri bu kez de taşıt alanındaki tüketim çılgınlığının zavallılığına ortak eder. Mösyö Hulot’un tekrar perdede daha çok göründüğünü de belirtelim. Zira Playtime’da biraz geri planda olması eleştirilince Tati, tekrar istenilen yönde şekillendirmiştir karakterini.