01.05.2018

Yönetmen Koltuğu: Lynne Ramsay

1) You Were Never Really Here – 2017

Prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo (Lynne Ramsay) ve En İyi Erkek Oyuncu (Joaquin Phoenix) ödüllerinin sahibi olan You Were Never Really Here, bir tetikçi ile genç bir kızın yol arkadaşlığını perdeye yansıtıyor. Ramsay, bu karakterleri buluştururken filmografisinde sürekli değindiği gibi aile olgusunun çarpık yüzüne, erkek çocuk ile baba arasındaki nefrete odaklanıyor. Joe cephesinde psikopat bir babanın varlığıyla ağır hasarlar almış bir anne ile oğul, Nina cephesinde ise yine muhtemelen babadan kaynaklı intihar etmiş bir annenin yine babasının kirli işlerinden dolayı istismar edilen, satılan kız çocuğu. Bu iki yaralı çocuk (Joe her ne kadar takvimde çocukluk yaşını geçmiş olsa da yaşadığı travmalardan ötürü henüz sütten kesilememiş, geçmişte bir yerlerde takılıp kalmış bir bireydir.) birbirlerine destek olarak yeni bir hayata yelken açarlar.

Ramsay’ın filmde yaptığı en güzel şey Nina’yı genç bir kadın olduğundan dolayı güçsüz, erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen bir karakter olarak çizmemesidir sanırım. Nina, birçok yönden Joe’dan daha güçlü ve geleceğe umutla bakmasını bilen, yaşadığı olumsuzlukları geride bırakarak önüne bakabilen biridir. Joe ise bir türlü geçmişte yaşadığı anılarından kurtulamayan, geleceği değil sürekli ölümü düşleyen biridir. Film, en çok etkilendiği film olan Taxi Driver’ın kadına baktığı yeri geliştiren bir yerdedir. Taxi Driver’da Iris, Travis tarafından kurtarılıp ailesine teslim ediliyorken Nina, kendi kendini kurtarıp Joe ile birlikte özgürlüğe yelken açıyor. Bu anlamda her ne kadar Ramsay, Taxi Driver’e olan hayranlığını, sevgisini filminde dile getirmiş olsa da katılmadığı noktalarda rotasını değiştirmekten de çekinmemiştir. Ve en önemlisi Ramsay’ın Amerika’nın geçmişinin, şimdisinin ve geleceğinin ne kadar karanlık olduğunun kalınca altını çizmesi çok önemli. Beyaz adamın durmadan öldürmeye, istismar etmeye, kullanmaya devam etmekte olduğunu alt metnine özenle yerleştiriyor Ramsay.

Daha önceki filmlerinde de hayranlık uyandıran parçalı kurgusu, zaman ve mekân olgusunu alt-üst eden geriye dönüşleri ise You Were Never Really Here’da daha da başka bir noktaya taşınmıştır. Bu paramparça kurgusuna eşlik eden yakın plan çekimlerin ve kulakları sağır eden ses miksajının katkısıyla film, yer yer nefes kesen, seyri zorlaştıran bir yapıya sahip. Jonny Greenwood’un elinden çıkan müzikler olmadan filmin çok eksik kalacağı ise tartışılmaz bir gerçek olsa gerek.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden birinin detaylı incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.