01.05.2018

Yönetmen Koltuğu: Lynne Ramsay

2) We Need to Talk About Kevin (Kevin Hakkında Konuşmalıyız) – 2011

Ramsay’ın filmografisinin tartışmasız başyapıtı olan We Need to Talk About Kevin, Lionel Shriver’ın 2003’te yayınlanan aynı adlı ödüllü kitabından uyarlanır. Film birçok noktada kitaptan oldukça serbest bir uyarlama sergileyerek daha özgün bir yol izlemiştir. We Need to Talk About Kevin, öncelikle tavuk mu yumurtan yoksa yumurta mı tavuktan çıkar? gibi bir paradoksu odağına yerleştirerek zaten en büyük kozunu oynar. Bir bireyin kişilik yapısında ebeveynlerden gelen genlerin mi, çevresel faktörlerin mi, yoksa onunla ilk andan itibaren fiziksel bir bağ ile de bağlı olan annenin tutumu, davranışları mı etkilidir sorusunu sormakta.

We Need to Talk About Kevin, bu soruyu sorup biz seyircileri içinden çıkılmaz bir girdabın içine sürüklerken aynı zamanda da isminde yapmış olduğu aldatmanın tam tersi Kevin’ın değil Eva’nın (burada Eva’nın tüm anaların da başı olarak kabul edilen Havva’nın karşılığı olduğu dikkatlerden kaçmasın) hakkındaki her şeye ortak eder bizi. Elbette Ramsay, bir oğul ile anne arasında ilk tohumun düşmesinden bu yana yaşanılan ilişkiye odaklanırken asla fikrini beyan etmeyi niyet edinmez.

Ne hikâyeyi anlatırken ne de finalde kendi düşüncesini bize yansıtmadığı gibi yaşanılanların nedeni ve sonucu hakkında da ufacık bir boş boğazlık yapmaz. Tamamen her şeyin ucunu açık bırakan Ramsay’ın niyeti bizim sorgulamamız ve bizim kendimize göre bir yorum yapmamızdır. Fakat birçok sahnede Kevin ile Eva’nın birbirine dönüştüğü sahneler ve sürekli Eva’nın Kevinmış gibi onun kefaretini ödemesi, en azından toplum genelinde inanılan düşüncenin ne olduğuna ayna tutmakta.

Kırmızı rengi çok seven ve her filmine serpiştirmeyi bir zevk haline getiren Ramsay tabiri caizse bu filmde kırmızı sevdasını ayyuka çıkarıyor. Adeta Almodovar filmi izliyormuş hissiyatı verdiren kırmızı sevdası filmin elbette yapısına da çok güzel uyum sağlıyor. Doğrusal zamanlı bir hikâye anlatmaktansa geçmiş ile şimdi arasında mekik dokuyan anlatımına ise kısa bir süre sonra uyum sağlayabiliyorsun seyirci olarak. Zira Eva’nın hatıralarında canlanan geçmiş ile şimdi arasında Eva’nın kendisi de dâhil olmak üzere kırmızı rengin varlığı hariç her şey değişiyor. Tilda Swinton gibi bir tanrıçayı, Ezra Miller gibi olağanüstü bir genç yeteneği buluşturan, benzerine daha önce rastlanmamış bir harika olan We Need to Talk About Kevin, müzikler anlamında da çok başarılı.

Film ile ilgili eleştiriye buradan ulaşabilirsiniz.

Filmin en çarpıcı sahnelerinden birinin detaylı incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.