01.05.2018

Yönetmen Koltuğu: Lynne Ramsay

4) Morvern Callar – 2002

Ramsay’ın ikinci uzun metrajı olan Morvern Callar, aynı zamanda onun filmografisinin de en zayıf halkası. Zira her ne kadar bir yol hikâyesi hem de Thelma ve Louise gibi bir başyapıttan nüveler taşıyan, bu nedenle de feminist bir damardan beslenen bir hikâye olsa da Ramsay’ın diğer filmlerinin baş döndüren etkisini yaratmakta zorlanmakta.

Sevgilisinin kendisine bir not ve yazdığı romanın son halini bırakarak intihar etmesi sonucu büyük bir şok yaşayan ve bir süre arafta kalan Morvern Callar’ın en yakın dostu Lanna ile başlayan ve daha sonra yalnız devam eden yolu gerçekten çok etkileyici. Üstelik bu yolda verdiği kararların etkileyiciliği ve kendinden emin tavrı, cesareti adeta kıskanılasıdır. Callar, her yaptığı ile birçok kadının yapmak isteyip de yapamadıklarına örnek teşkil eder.

Dağınık saçları, salaş ve genelde kirli kıyafetleri, sert tavrı, fevri davranışları en önemlisi de engel tanımaz özgür ruhu ile genel geçer, alışılagelmiş ya da ‘arzu’ edilen kadın normlarının dışında bir kadındır Morvern Callar. Bir erkek tarafından beğenilip, sadece seks anlamında arzulanmak Morvern için hiç de önemli olmaz. Sevgilisiyle nasıl bir ilişkisi vardı asla bilemiyoruz ama onu tanıdığımız kadarıyla erkek bakış açısı için değil kendisi için yaşayan bir kadındır. Bu da elbette onu birçok kadın kahraman içerisinden sıyrılmasının en önemli sebeplerinden biri olur. Lanna ise ne yazık ki tam anlamıyla normlara uyan bir kadın profili çizer. Zaten tep tip odalar ve tek tip insanlarla örülü otelden Morvern’in can havliyle kaçıp da geriye dönmemesi ama Lanna’nın soluğu tekrar orada alması her şeyin özeti değil midir?

Ramsay’ın özellikle kısa metajları ve diğer uzun metrajlarına bel kemiği olan aile olgusunun da dışında kalan, tamamen kadın karakterlerle örülü bu yol hikâyesi bazı anlarıyla özellikle seyirciyi ilk karşıladığı anlarda hiç de öyle kolay yenilir yutulur bir atmosfer sunmaz. Filmin sonuna kadar her anına nüfus eden kırmızı, kan olarak da karşımıza tüm etkileyiciliği hatta bazı sahnelerde estetikliğiyle de arzı endam etmekte sakınca görmez. Müziklerin ise Ramsay filmi izlediğimiz konusunda oldukça ipucu verdiğini de inkâr edemiyoruz. Tüm bunların yanında böylesine sıra dışı yollardan giden bir yol hikâyesinde Ramsay kamerayı da elbette oldukça özgür kullanır elbette. Sürekli sallanan omuz kamerası izlediklerimizin bir belgeselden gerçek görüntüler olduğu şüphesini hiç akıllardan çıkarmaz.