25.09.2016

Filmekimi’nde Bu Filmleri Kaçırmayın

yfwel

Murat Altın

The Handmaiden / Hizmetçi

Sadece Güneydoğu Asya’da değil, tüm dünya çapında yaşayan en büyük yönetmenlerden biri olan Chan-Wook Park’ın yeni filmi, hem konusu hem de aldığı olumlu yorumlarla oldukça dikkat çekici bir dönem filmi gibi duruyor. 1930’larda Japonya’nın işgali altındaki Kore’de geçen film, Koreli bir adam, Koreli genç bir hizmetçi ve oldukça zengin Japon bir kadın arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Film 69. Cannes Film Festivali’nin ana yarışma bölümüne alınmış, Ryu Seong-Hie sanat yönetmenliğiyle festivaldeki Vulcan Ödülü’nün sahibi olmuştu. Bunun yanında fragmanından da anladığım kadarıyla Chan-Wook Park bu filmde yine incelikli görüntülerle birlikte heyecan ve tutkunun saçtığı enerjiyi muazzam şekilde yakalamış.

Voyage of Time / Zamanın Yolculuğu: Yaşamın Seyri

İlk uzun metraj filmi Badlands’ten beri dikkatle takip ettiğim Terrence Malick’in yeni belgeseli konusu itibarıyle oldukça cazip duruyor. Evrenin ve canlıların oluşumunu konu edinen filmde seslendirmeyi Cate Blanchett ve Brad Pitt yapmış. Malick severler bilir; onun filmlerindeki en güçlü yan, iç sesleri, çektiği binlerce görüntünün arasından özenle seçtiği görüntülerle pekiştirip oldukça etkili kullanmasıdır. The Thin Red Line filmini izledikten sonra “keşke bir belgesel çekse de izlesek” dediğim yönetmen üzerinden yaklaşık yirmi sene geçmiş olsa da beni kırmamış, yine olağanüstü görüntülerle ilginç ve çekici bir filme imza atmış. Bundan sonra bize de izlemek düşer!

Kollektivet / Komün

Son zamanlarda Danimarka ve Güney Kore sinemasının örneklerini izlerken filmin içine daha bir çekilmiş buluyorum kendimi. Nitekim merakla beklediğim Komün ve Hizmetçi filmleri de bu listede başı çekiyor. Geçtiğimiz beş yıl içinde izlediğim en iyi filmin (Jagten) yönetmeni olan Danimarkalı Thomas Vinterberg’in kısa bir Hollywood yolculuğundan sonra Avrupa’ya dönüş yaptığı film, hem tıpkı 70’lerdeki gibi komün yaşantısından izler yansıttığı için hem de yönetmenin gelişimini takip edebilmek adına önem taşıyor. Bu arada yönetmenin vazgeçemediği oyunculardan Trine Dryholm’un 2016 Berlin’de en iyi kadın oyuncu ödülünü alması da oyuncu performansları açısından filmin ilgiyi arttıran başka bir artısı.