16.05.2016
2015’in Gözden Kaçan Filmleri
Müjde Işıl
Mr. Holmes
Batman ve James Bond’u geçmişin derin sorunlarında cebelleştiren ‘gerçekçi’ sinemacılar, dedektifliğin üstadı Sherlock Holmes’a el atmakta da gecikmedi. Yakın dönemdeki Robert Downey Jr.’ın şen şakrak dövüş ustası sunumuna inat; darbelere karşı dayanıksız, kendini dış dünyadan soyutlayıp korumaya almış, unutkanlıkla savaşan yaşlı bir emekli olarak sundu “Mr. Holmes” bu efsanevi kahramanı. Elden ayaktan düşmüş Holmes yorumuyla Ian McKellen, meslektaşlarına şapka çıkarttırırken, filmin finali de nice ağlak dramdan bin kat fazla hüzün ve duygu barındırıyordu.
Slow West
Pazar sabahları TRT’nin yayınladığı western filmlerini izleyerek büyümüş kuşaklar için bu türün yeri ve tadı bambaşkadır. Perdeye de öyle kolay kolay gelmez bu tür. Gelse de “Slow West” gibisi denk gelmez. Senaryo açısından pek bir yenilik vadetmese de görsel açıdan farklı denemeler ve kombinasyonlar içeriyordu film. Biraz epik ve çoğunlukla pastoral ve sakin bir şiddet deneyimi sundu “Slow West” western tutkunlarına. Bundan sonra çekilecek westernlerde tertemiz, ışıl ışıl bir ev görürsek bileceğiz ki bu, Slow West”e gönderme ya da ondan taklit olacak!
Listen to Me Marlon
Her ne kadar 2015’in flaş belgeseli “Amy” olarak görülse de “Listen to Me Marlon” ondan geri kalmayan, hatta çoğu açıdan onu geride bırakan bir belgeseldi. Amy’nin günışığına çıkmamış görüntüleri vardı. “Listen to Me Marlon”da ise Brando’nun duyulmamış ses kayıtları… Aktörün kendisiyle hesaplaşması, aslında ne olduğunu bilip de bile bile oyununu oynamaya devam edişi, duygusal dünyasında hiçliğe yolculuğu Brando’nun sesinden dinlemek… Yıllar önce Annemin Öğrettiği Şarkılar’ı okumuş biri için pek sürpriz olmasa da bu, belgeselin Amy’den iyi olduğu gerçeğini değiştirmedi.
