16.05.2016
2015’in Gözden Kaçan Filmleri
Numan Serteli
Posthumous
ABD ve Almanya ortak yapımı olup hikayesi Berlin’de geçen, Çin kökenli Lulu Wang’ın hem yazıp hem de yönettiği bu ilk uzun metraj, hemen her ülkenin kültür-sanat dünyasına çöreklenerek, onu nüfuzlu ve dar bir çevrenin içine hapsederek kullanan ‘kültür mafyası’na sağlam bir eleştiri getiriyor..
Film, mafyalaşan sanat çevresine adeta şöyle seslenir: “Sadece çıkarını düşünen, iyi bir kâr için her şeyi feda edebilecek ticari işletmelerden ne farkınız var ki sizin.”
Bizde de ‘Aşkı Bulunca’ adıyla gösterime giren, ama ne dünyada, ne de bizde ilgi gören (belli ki sorun bende!) Posthumous, dramı da sağlam bir öyküyü ‘romantik komedi’ kalıbına güzelce oturtmasıyla da takdirimi kazanan, hem farklı, hem de başarılı bulduğum bir film idi.
O.H.A.: Oflu Hoca’yı Aramak
Geçen yıl gösterime sokulmuş, lâkin kadri kıymeti bilinmemiş filmlere bir örnek de bizden olsun.. dedim ama, aslında sinemamızın, ödüller kazanan, ama neredeyse hiç izlenmeyen tüm iyi filmlerini bu gruba soksak yeridir, o da ayrı..
Toplam dört bin seyirci sayısına zar zor ulaşan, Levent Soyarslan’ın yazıp yönettiği O.H.A.: Oflu Hoca’yı Aramak, mevcut politik ve sosyal koşulların da etkisiyle geliştirip yarattığı, zekası yoğun, yaklaşımı ince ama ‘acımasız’, hatta anarşist bir mizahı yükselterek, ‘protest’ anlayışlı güldürü sinemamızı pek güzel güncellerken, bendenizi de tam anlamıyla gülmekten yerlere yatırmıştı..
Dediğim gibi, bu ‘mokümanter’ film sadece güldürmüyor; memleketin bürokratını, polisini ve askerini, siktiri boktan bir para babasının önünde hazırolda tutan bu iğrenç düzene lanet de okutturuyor..
Daha ne yapsın?!
