01.08.2018

Yönetmen Koltuğu: Jean-Pierre Melville

Le Silence de la mer (1949, Denizin Sessizliği)

Melville’in ilk uzun metrajı, 2. Dünya Savaşı’nın henüz külleri savrulmadan çektiği Le Silence de la mer’dir.

Film için tercihini “Sadece görüntülerden ve seslerden oluşan bir film yapmak istedim ve bu filmde neredeyse hiç hareket ve aksiyon olmamalıydı.”** şeklinde açıklayan Melville, tam da bu isteğini yerine getirecek kadrajları bulup yaratmakta usta işi bir beceri gösterir daha ilk filminde.

Evlerine gelen bir Alman subayıyla sessiz bir direnişe geçen yaşlı adam ve yeğeninin filmidir Le Silence de la Mer. Vercors’un kısa hikâyesini sinemaya uyarlayan Melville, Alman subayı Werner von Ebrennac’a attırdığı tiradlarla izleyicinin sabrını zorlar ama en iyi kullandığı şeyleri yani görüntü ve sesi bir araya getirmeyi çok iyi başarır ve sonraki filmlerinin müjdesini de vermiş olur. Bir sonraki filmi Les Enfants terribles (1950) daha konuşkan bir film olacaktır ancak Le Silence de la mer’de yakalanan açılar ve huzursuz ortam yaratımı Les Enfants terribles’de de devam edecektir.

Yönetmenin genel bir Fransa tablosu çizdiğini söyleyebileceğimiz filmde, Almanya’nın Fransa işgalini anlatırken sessizliğin içindeki isyanı da gösterir aslında. Filmin başında “Bu film Fransa ve Almanya ilişkilerine çözüm sunma iddiasında değildir” yazısı görünür ve devamında 1941 yılına götürür bizi Melville. Bu işgale direnişin sessizliğinde bulunan “sanat” Alman subayının bünyesinde ete kemiğe bürünür ve ortaya oldukça sanatsal bir bakış açısı ancak bir o kadar da sert bir film çıkar. Ancak Melville, işgal günlerinin direnişçilerini anlatmak için yirmi sene daha bekleyecek ve 1969 yılında başyapıtına imza atacaktır. Le Silence de la Mer, yönetmenin 2. Dünya Savaşı belleğine ilk dönüşüdür, ilk uzun metrajıdır, daha sonra ilhamı olacağı Yeni Dalga’nın nüvelerini barındıran ilk filmidir. Dolayısıyla izlenmelidir.

** Film hakkında detaylı analiz: Le Silence de la mer