22.08.2017

Yönetmen Koltuğu: Terry Gilliam

1)Brazil (1985)

George Orwell’ın 1984’ünün bir nevi kardeşi sayabileceğimiz Brazil, elbette Gilliam’ın hayal gücüyle çok daha renkli bir hal de almıştır. Yapımcı şirket ile Gilliam arasında yaşanılan sorunlardan dolayı film, tam da Michael Radford’un romandan uyarladığı 1984 filmiyle aynı yıl gösterime girmesi gerekirken bir yıl sonra perde ile buluşabilmiştir. Bu nedenle de çoğu zaman 1984 ile kıyaslanan Brazil, aslında çoğu yönüyle özellikle filmin kahramanı Sam Lowry’nin düşleri noktasında farklılıklar taşır.

Yirminci yüzyıla eleştirel bir bakış niteliğindeki Brazil, yarattığı distopik ortamıyla seyirciyi etkisi altına alır. Eleştirilen sistemin dişlilerinden biri olarak tanıdığımız başkarakter Sam, rüyalarıyla ilk andan bize farklı bir yola evrileceğinin sinyallerini verir. Düşlerinde gördüğü kadına ulaşma hayaliyle sıradan hayatını devam ettiren Sam, gerçek dünyada onu görünce bağlı olduğu çarkı kırarak sisteme karşı bir savaşan konumunda bulur kendini.

Gilliam Ganimetinin En Müstesna Örneği

Düşlerin de bile sistemin bir nevi vücut bulmuş haliyle mücadele eden Sam’in yolu oldukça engebelidir. Başı sonu belli olmayan, devasal borularla adeta hapsedilmiş insanlık, duyarsızlaşmış ve sindirilmiştir. Böylesine baskı altında olan alt sınıfın ve kendinden başka hiçbir şeyi umursamayan, sadece yapmacık bir güzellik algısına teslim olmuş üst sınıfın var olduğu bir dünyada Sam’in çırpınışları tabiri caizse beyhude bir çabadır.

Bir hatadan dolayı hayatların heba olduğu, gerçekten yansıtıldığı gibi bir terörist grubunun daha doğrusu sisteme kafa tutan ve mücadele yolunu seçen bir yapının olup olmadığı bile belirsiz olan Brazil, tekinsizliğini her anında seyirciye de yansıtır. Lakin her ne kadar Gilliam’ın filmografisinin renk paletinden en az faydalandığı filmi olsa da düş sahneleriyle yine de büyüleyici etkisini yansıtır. Ayrıca kara mizah anlayışı, hayal gücünün sınırlarını zorlayan görüntüleri, Hollywood film endüstrisine inat gerçekte değil de sadece Sam’in kafasında vuku bulan mutlu sonuyla kült mertebesine erişmiş bir film Brazil. Kafkaeks bir sıkışmışlık ve devlet mekanizması temsilini de barındıran bu yapımın elbette her bir sahnesinin kostümlerden, imgelere, kamera kullanımından karakter yaratımına derin analizlere kapı aralayacak sonsuz bir ganimet olduğuna kimse karşı çıkamaz.

Filmin detaylı eleştirisine buradan ulaşabilirsiniz.