22.08.2017

Yönetmen Koltuğu: Terry Gilliam

4) Fear and Loathing İn Las Vegas  (Vegas’ta Korku ve Nefret) – 1998

Gilliam’ın uyuşturucuyu filmine dâhil ettiği bir diğer filmi Fear and Loathing İn Last Vegas’dır. Tıpkı bir ilk yardım kutusu havalarındaki çantalarında çeşit çeşit nevale taşıyan karakterlerimiz sürekli değişik kafa yapıcı maddeler kullanıyorlar. Bu maddelerden her kullandıklarında nasıl bir dünyanın içine girdiklerini, etrafı, insanları neye benzettiklerini, ne hissettirdiklerini bire bir biz de yaşayıp, şahit oluyoruz.

Bir dergide muhabirlik yapan Duke ve avukatı Dr Gonzo, bir an bile kafalarının normal bir şekilde işlemesine müsaade etmeyeceklerdir.  Bu nedenle Duke, kendisine verilen işi de beceremeyecektir. Oldukça eğlenceli bir şekilde bize sunulan bu iki kafadarın hayatı, yaşam tarzlarıyla da seyircinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Asla hesap ödemeyen, sürekli otellerde kalıp keyif çatan bu ikili bir nevi zenginin parasını yiyip yaşayarak kendilerine Robin Hood’luk yapıyorlar da diyebiliriz.

Muhteşem Bir Görsel Şölen

Kırmızının ve pembenin tonlarının her bir çeşidini içerisinde barındıran film, maceralı, koşturmalı, müzikli muhteşem bir görsel şölendir. Üstelik sünger gibi olan beyinlerin etkisini bize yansıtabilmek adına kullanılan farklı mercekler de etkiyi fazlasıyla arttırıyor.

Elbette böyle bir filme Las Vegas gibi ışıklı, jan janlı bir şehrin ev sahipliği yapması da tesadüf olmasa gerek. Terry Gilliam, bu kadar artının üzerine bir de Johny Depp ve Benicio Del Toro gibi iki tapılası oyuncuyu başrole koyarak adeta seyirciyi mest ediyor. Gilliam’ın iki keş kafanın ruhunu bize daha iyi yansıtabilme adına her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bu filmi izlemeden her şey eksik olur, hem de her şey…