25.09.2016

Filmekimi’nde Bu Filmleri Kaçırmayın

Deniz İpek Çekderi

Voyage of Time / Zamanın Yolculuğu: Yaşamın Seyri

Terrence Malick Days of Heaven’ dan sonra aktif sinemaya yirmi yıl ara veren, muhteşem dönüş filmi The Thin Red Line, ardından The New World ve Tree of Life ile zaten özgün sinema dilini artık tam anlamıyla Malick diline çeviren ve filmi sadece yönetmeyen, adeta besteleyen bir yönetmen. Voyage of Time: Life’s Journey uzun zamandır aklını kurcaladığı belli olan bir konuya, zamanın ilk tarihinden günümüze kadar yaşayan tüm varlıkların yaşam macerasına Discovery Channel gözüyle değil, Malick’in lirik ve tutkulu anlatımıyla bakmak için son derece heyecan verici bir seçim.

I, Daniel Blake / Ben, Daniel Blake

Ken Loach sinemasının merkezinde yer alan sistem karşıtı duruş bu kez sağlık durumu nedeniyle çalışamayan bir marangozun sistemin acımasız dişlileriyle mücadelesi nezdinde hayat buluyor. Ken Loach sineması politik ama her yönüyle bir “samimiyet” sinemasıdır. Bu sene Altın Palmiye’yi kazanmış olması bir yana, ki sonuna kadar hakkıdır, beyaz perdede eşine az rastlanan bir samimiyeti bir kere daha yaşamak için o zaman I, Daniel Blake.

Arrival

Benim gibi bilim kurgu meraklılarını mest edeceğini düşündüğüm bir film Arrival. Bir şekilde dünyamızla ilgilendiği düşünülen uzaylılarla iletişim kurması için görevlendirilen bir dilbilimciyi merkezine alan film bir José Saramago uyarlaması olan Enemy gibi kadri kıymeti pek bilinmemiş bir başyapıtı ortaya çıkaran yönetmen Dennis Villeneuve imzalı. Şu ana kadar çok iyi eleştiriler alan Arrival’ın sırf bu yüzden (ünlü oyuncuları dışında) Hollywood klişelerinden nasibini almamış olmasını umuyor ve umutla bekliyorum.